(4721 S. K. m. 713, 719, 1023) (743 S. K. m. 931) (3402 S. K. m. 12, 14, 17) (4070 S. K. m. 11)
Dava: Mustafa Borazan ile Hazine ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kemalpaşa Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.11.1999 gün ve 394/838 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait 2010 sayılı parselin bitişiğinde bulunan, ancak kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespiti yapılan 3756 nolu parsel içinde bırakılan 16.205 m2 miktarındaki taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, Hazineye karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar-ihya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, eklemeli zilyetlik, tapuda satın alma ve kadastro öncesi tapuya dayalı TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14, 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Davacı, dava dışı kendisine ait 2010 sayılı parselin 1947 yılında İbrahim Bütüner tarafından satın alındığını, 1962 yılında Veli Bütüner'e satıldığını,1984 yılında ise Veli'den satın aldığını 16.205 m2'nin kadastro çalışmaları sırasında 3756 sayılı davalı parseli içinde bırakılarak tesbitinin yapıldığını, zilyetliği devir aldığını belirterek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı Arsa Ofisi vekili ise, Hazine adına tapulu bulunan parseli tapuda 4070 sayılı Kanunun 11/I. maddesi ve bendi uyarınca satın aldıklarını, kütükte satışı engelleyen bir kaydın bulunmadığını, iyi niyetli olduklarını açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Hazine aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur.
Mahkemenin; 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre henüz geçmemiştir. Hazine adına tesbiti yapılan taşınmazlara karşı bu süre içerisinde dava açılması imkanı vardır. Arsa Ofisinin konumu itibariyle iyi niyet iddiasında bulunmasına engel teşkil eder ve TKM.nin 931.(TMK.nun 1023) maddesi anlamında iyi niyet iddiasında bulunamaz şeklindeki gerekçesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır. Çünkü;
1-) 2010 sayılı parsel 10.2.1967 tarih ve 36 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak 14.6.1978 tarihinde Veli Bütüner adına tesbitinin yapıldığı ve Kuzey yönünde mer'a bulunması nedeniyle çıkacak miktar fazlasının Hazine adına yazılacağı tapulama tutanağı kapsamı ile sabittir. Anılan tapunun geldisi olan 24.4.1944 tarih ve 107 sıra nolu tapu kaydının iktisap bölümüne göre, bu taşınmazın yitik Rumlardan kaldığı, iskanen 1771 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Filibe göçmenlerine dağıtım sonucu verildiği ve davacı tarafından tapulamadan sonra çapa dayalı olarak 17.9.1984 yılında tapuda satın alındığı dosyada bulunan tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. İskan sonucu verilen tapular miktarlarıyla geçerli oldukları gibi kesinleşen kadastro çapına dayalı satın almalarda, şahsın hakkı edindiği çap kapsamı ile geçerli ve sınırlıdır (TMK.719). Dava hakkının devri de söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında; davacının tapulama sırasında uygulanan tapu kaydına ve zilyetliğe dayalı bir hakkı bulunmamaktadır.
2-) Uyuşmazlık konusu 3756 nolu parsel Hazineye ait 1937 tarih ve 1540 tahrir nolu tarla nitelikli kaydına dayalı olarak 21.6.1979 tarihinde yapılan tapulamada (154191 m2 miktarlı) Hazine adına tespit edildiği ve tapunun böylece oluştuğu,3.l.1997 tarihinde ve davadan önce davalı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından satın alındığı anlaşılmıştır. Dava ise 7.11.1997 tarihinde açılmıştır. Satış, Hazineye Ait Taşınmaz Malların Satışı Hakkındaki 4070 sayılı Kanunun 11/I maddesi ve bendi uyarınca yapılmıştır. Tapu kütüğünde satışı yasaklayan ya da sınırlayan bir kayıt olmadığı gibi, davadan önce satın aldığı ve resmi bir kuruluş olan Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'nün asıl görevi arsa üretmek olup, somut olayda da TKM.nin 931. (TMK.nun 1023). maddesi gereğince iyi niyetli olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki ispat yükü davacıda olup, davalı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'nün kötü niyetli olduğu da kanıtlanamamıştır. Mahkemenin bu yöndeki soyut gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davalı Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 2.080.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy