(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Hasan Hüseyin Bağış ile Hazine, Hacılar Köyü Muhtarlığı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı aralarındaki dava hakkında Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 3.3.1998 tarih ve 332/173 sayılı hükmün Dairenin l.7.2002 gün ve 4534/5221 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Davalı Hazine vekili ile dahili davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Yerel mahkeme kararının, Dairenin l.7.2002 tarih ve 2002/4534-5221 sayılı ilamı ile bozulması üzerine, Hazine vekili ile dahili davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından karar düzeltme isteklerinde bulunarak Dairenin bozma ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmaza komşu 1056 sayılı parselin dayanağı olan 508 tahrir nolu vergi kaydının dava konusu taşınmazı otlakiye okuduğunu, dahili davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili ise, uyuşmazlık konusu taşınmazın Özel Çevre Koruma Nazım planı kapsamında kaldığını belirterek taşınmazın zilyetlik, imar ve ihya yoluyla kazanılamayacak yerlerden olduğunu karar düzeltme gerekçesi olarak göstermişlerdir.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, imar ve ihya hukuksal nedenine dayalı olarak TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.
Dava konusu taşınmaz 1953 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Çankaya Kadastro Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre taşlık, Teknik bilirkişi Sait Çoban'ın 5.7.1996 havale tarihli rapor ve krokilerine göre ise kayalık ve kısmen boz, hali arazi olarak tespit dışı bırakıldığı anlaşılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın ekilmediği için tespit dışı bırakıldığını, 1960 yılında traktör çıkınca davacının, adına tapuda kayıtlı 1056 sayılı parselle birlikte dava konusu taşınmazı ekmeye başladığını, o tarihten beri hububat ekmek suretiyle tasarrufta bulunduğunu, ziraatçı uzman bilirkişi de, taşınmazın uzun yıllardan beri tarımsal faaliyet yapılan üçüncü sınıf tarım arazisi olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece, taşınmazın içindeki taşların temizlenmesinin ihya sayılamayacağı, ayrıca taşınmazdaki gömülü kayaların parçalanmasının makina ve benzeri yoldan yapılmadığı, taşınmazın başına su kanalı getirilmediği, ayrıca bu işlemlerin belgelendirilmediği, hali yerlerin hizmet malları arasında sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Az önce de açıklandığı üzere, dava konusu taşınmaz taşlık- kayalık ve hali bir yerdir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmüne göre, orman sayılmayan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen arazinin, para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirilmesi ihya işlemi sayılır. Bu açıklamalar karşısında mahkemenin, davanın reddine ilişkin gerekçesi Yasaya ve yerleşmiş Yargıtay uygulamalarına uygun düşmemektedir. Ne var ki, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli değildir. Somut olayda; anılan maddedeki tüm olumlu veya olumsuz koşullar göz önünde tutularak inceleme yapılmamıştır. Öncelikle, taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının, kadastroca tespit harici bırakılan davaya konu taşınmazı imar ve ihyaya ne zaman başladığı, imar ve ihya işlemini hangi tarihte tamamladığı ve imar-ihyayı tamamladığı tarihten dava tarihine kadar koşullarına uygun 20 yılı aşan zilyetlik süresi bulunup bulunmadığı sorulmalı, ziraatçı uzman bilirkişiden taşınmazın toprak eğimi, yapısı, imar-ihya görüp görmediği hususlarında ayrıntılı rapor alınması, çevrede bulunan taşınmazların toprak yapısı ile birlikte inceleme yapılarak taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, tapulamanın yapıldığı 1953 yılında mevcut topografik haritalar ile tapulamadan sonraki topografik haritalar bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, keşifte dinlenecek uzman bilirkişi jeoloji mühendisi aracılığıyla bu haritaların zemine uygulanması, Teknik Bilirkişi, Sait Çoban'ın 5.7.1996 havale tarihli rapor ve krokilerine göre, taşınmazın paftada kayalık, Çankaya Kadastro Müdürlüğünün dosyada bulunan 12.2.1997 tarihli cevabi yazılarına göre ise taşlık yer olarak tespit harici bırakıldığı göz önünde bulundurularak taşınmazın bu yönde yapılacak inceleme sonucu niteliğinin saptanmasına çalışılması, kayalık veya taşlık olan bölümlerinin ayrı ayrı belirlenmesi ve ayrıca taşınmazın hakim vasfının kayalık veya taşlık olup olmadığının da açıklığa kavuşturulması, topografik haritalardaki durumlarının raporda açıklanması gerekir.
Bundan ayrı, dava konusu taşınmazın batısında bulunan 1056 sayılı parselin dayanağı olan 508 tahrir nolu vergi kaydının doğu yönünü kayalık, güney yönünü ise otlakiye okuduğu görülmektedir. Bu her iki yönde ise dava konusu taşınmaz yer almaktadır. Vergi kaydının maliki Hikmet Güzel ve Hasan Güzel olup, bu kişilerin davacılarla bir bağının olup olmadığının keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle ve ayrıca istenecek nüfus kayıtları yoluyla açıklığa kavuşturulması, bağlantının saptanması halinde vergi kaydının halefiyet yoluyla ve hukuken bu kişileri bağlayıp bağlamadığı üzerinde durulması, öte yandan davaya konu taşınmaza komşu 7080 sayılı parsele ilişkin tespit tutanağı ile tescile esas belgelerin getirtilerek taşınmaz yönünü ne gösterdiği hususunda denetleme yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesindeki miktar sınırlandırılması yönünden denetleme yapılabilmesi için davacı tarafından açılan ve bu dosya ile birlikte temyize gönderilen mahkemenin 1994/78 esas sayılı tescil dosyası ile birleştirilmesi hususunun düşünülmesi, tüm deliller toplandıktan sonra değerlendirilerek neticeye göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece, toplanan delillere ve uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması gereken Kanun hükümlerine ters düşecek şekilde yazılı biçimde davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine ile dahili davalı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekillerinin karar düzeltme dilekçelerinde gösterdikleri gerekçeler eksik araştırma ve inceleme yönünden yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkemece hükmünün yukarıda açıklandığı şekilde ve Dairenin 01.07.2002 T., 2002/4534 E., 5221 K.sayılı önceki bozma kararına ilave yapılmak suretiyle BOZULMASINA ve 10.120.000 lira peşin harcın istek halinde Büyükşehir Belediye Başkanlığına iadesine, 12.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy