(2863 S. K. m. 3, 5, 11) (2873 S. K. m. 2, 3, 15) (3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Kendisine asaleten küçük kızı Raziye K.'a velayeten Ayşe K. ve Özgür K. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Milas Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 03.06.2002 gün ve 579/514 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı Ayşe K., kendisine asaleten Raziye K.'a velayeten, Hazine adına tapuda kayıtlı 195 ada 44 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın 1. derece Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı içinde kaldığını, 2863 sayılı Kanunun 5 ve 11. maddelerine göre, Kültür ve Tabiat Varlıkları; Devletin malı olup koruma alanı içinde kalması nedeniyle zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetliğe, imar ve ihya yolu ile mirasen intikal hukuksal nedenlerine dayalı olarak TMK.nun 713/I. 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma, imar ve ihya koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Arkeolog Bilirkişi İlkan H.'nın 17.04.2001 günlü raporuna ve ekindeki harita ve belgelere göre, ".... taşınmazın 1. derece Arkeolojik Sit Alanı ve Bafa Gölü kıyı kenar çizgisinden itibaren 250 metre olarak belirlenen 1. derece Doğal Sit Alanı içerisinde kaldığı, Milas Kadastro Mahkemesinde açılan 195 ada 41 sayılı parselle ilgili dava için hazırlanan ve dosyaya delil olarak sunulan Arkeolog bilirkişi Haluk Yalçın K.'nın raporu ile de "......Göl ve zeytinliklerin oluşturduğu doğal yapı ile Beşparmak dağlarının ayrıca Doğal Park olarak da düzenlendiği ve planlandığı" ifade edilmiştir. Bu açıklamalar karşısında, Bafa Gölü kenarındaki herhangi bir parsel, tek başına korunacak niteliklere sahip olmadığından Göl'ün Çevre ve Ekolojik değerleri ile birlikte korunması esastır. Bu açıdan bakıldığında Bafa Gölü ve çevresinin bir bütün olarak " Milli Park" niteliğinde olduğu konusunda duraksamamak gerekir. 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun Tanımlar başlığını taşıyan 2/a maddesi, Milli Parkı; bilimsel ve estetik bakımından, Milli ve Milletler arası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçalarını, 2/b bendi ile; Tabiat Parklarını; bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarını, 2/d bendi ile de, Tabiat Koruma alanını; bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabii olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup, sadece bilim eğitim parçalarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçalarını ifade eder, biçiminde tanımlanmıştır. Bu alanların belirlenmesi aynı Kanunun 3. maddesi ile izne bağlı tutulmuş olup, 15. maddesi ile de bu kanun kapsamına giren yerlerin tapuya tescili ve zilyetlik yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Kaldı ki, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanununun 5. maddesi, "....korunması gerekli taşınır ve taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Devlet malı niteliğinde olduğunu, 11/1 madde ve fıkrasının son cümlesi ile de; bu gibi yerlerin ve alanların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını vurgulamıştır. O halde açıklandığı şekilde 2873 sayılı Kanunun 2-3-15 ve 2863 Sayılı Kanunun 3, 5 ve 11. maddeleri karşısında, uyuşmazlık konusu parselin Doğal Park-Milli Park alanları ile 1. derece Arkeolojik ve 1. Derece Doğal Sit Alanları içerisinde kaldığına bu gibi yerler Devlet malı niteliğinde olup, Devlet malı gibi korunması gerektiğine göre, bu gibi taşınmazların TMK.nun 713/l, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, imar ve ihya yoluyla edinilmeleri ve zilyetleri adına tescilleri mümkün bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 05.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy