(3402 S. K. m. 15) (743 S. K. m. 639)
Dava: Bekir Eski ile Hüseyin Ordukaya, Hazine, Aydoğdu Köyü Muhtarlığı, Orman İdaresi ve Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Kütahya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.11.2001 gün ve 668/687 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabii olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.10.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat Osman Emet ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Faik Tanlık geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın, Hasan Çakır isimli kişiye ait iken, miras ve taksim yoluyla kızı Fatma'ya, Fatma'nın takası ile eşi Hüseyin Ordukaya'ya, onunda 1999'daki satış ve devri ile davacıya geçtiğini, dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmiş, ormancı bilirkişi dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırlama hattının dışında, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmazın bahçe olarak kullanılan kültür arazisi niteliğinde bir yer olduğunu açıklamıştır. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/son fıkrası hükmü uyarınca imar mevzuatı karşısında ifrazının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de, Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmüne göre de, ayırmayı gerektiren taksimlerde, ayırma tarihindeki imar mevzuatının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Somut olayda Hasan Çakır'ın ölümü ile yapılan taksimde dava konusu taşınmazın mirasçılarından Fatma'ya, daha sonra birbirini izleyen satış ve devirlerle davacıya geçtiğine göre, kazanma koşulları oluştuğu kanıtlandığı takdirde, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tapusuz taşınmazın MK. nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca tescili istenildiğine göre, taşınmazın tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, bu yerde kadastro çalışmalarının geçip geçmediğinin Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000. lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy