(4721 S. K. m. 713)
Dava: Mehmet Kınacı ve müşterekleri ile Hazine, Çankaya Belediye Başkanlığı ve Yakupabdal Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Ankara 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.07.2002 gün ve 10/539 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.03.2003 salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili Avukat Olcay Mekiş ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Gülderen Şahin geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, mevkii ve sınırları belli taşınmazın vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı Çankaya Belediyesi hakkındaki davanın taraf sıfatı yokluğundan, hazine ve köy hakkındaki davanın ise kazanma koşullarının gerçekleşmemesi nedeni ile reddedilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz,1954 yılında yapılan tapulamada Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık yerlerden olması nedeni ile tespit dışı bırakılmıştır. Davacılar, miras bırakanlarından gelen eklemeli zilyetliğe dayanarak mirasçılık belgesindeki paylar oranında tescile karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, taşlık niteliği ile tespit dışı bırakılan dava konusu yerin davacılar tarafından ihya edildiği ileri sürülmediği ve kanıtlanmadığı, eğimin fazla olduğu toprak kalınlığı 5-10 cm olup tarım yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek istemin reddine karar verilmiştir.
Bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ile mülk edinilebilmesi için diğer kazanma koşullarının yanında niteliği itibariyle özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerekmektedir. Her ne kadar keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar davacıların ve miras bırakanlarının 20 yılı aşan eklemeli zilyetliğini açıklamışlar ise de, taşınmaz başında yapılan keşif sonunda jeoloji yüksek mühendisi Coşkun Gürel ve harita mühendisi İbrahim İnan tarafından ortaklaşa düzenlenen 13.6.2002 havale tarihli raporda; davaya konu taşınmazda, kum taşı, mil taşı ve kil taşından oluşan geçirimsiz kayaçların bulunması nedeni ile yağmur sularının tabana geçirilmeyip direkt olarak yüzeysel akışa geçtiği, bir kısım toprak kalınlığının 5 cm, bir kısmının ise 10-15 cm olduğu, eğiminin %28-30 olduğu belirtilmiştir. Uzman bilirkişilerin raporundaki bu teknik bulgular karşısında yerel bilirkişi ve tanıkların soyut ifadelerine itibar edilmemesi doğrudur.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin red kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000 lira Avukatlık ücretinin KDV'si ile birlikte davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 4.960.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.920.000 liranın temyiz edenden alınmasına 08.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy