(4721 S. K. m. 640, 702) (3402 S. K. m. 14) (743 S. K. m. 540, 630)
Dava: Melek Şahin ve müşterekleri ile Halim Terzioğlu ve müşterekleri, Hazine, Orman Genel Müdürlüğü, Gümüşoluk Köyü Muhtarlığı ve dahili davalı İsmail Kaçmaz ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kısmen mahkemenin görevsizliğine kısmen de davanın reddine dair Kocaali Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.06.2001 gün ve 101-60 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 5 kıt'a taşınmazın vekil edeni Ferhat Çınar mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Ferhat Terzioğlu, Nurullah Terzioğlu, Halim Terzioğlu ile davalı Hazine ve Orman İdaresi Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Davaya dahil edilen Semiha Terzioğlu ve arkadaşları yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar tescil konusu taşınmazların 22.04.1958 tarihinde ölen Ferhat Çınar (Terzioğlu)dan kaldığını, mirasçılık belgesindeki payları oranında mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişler, mirasçılardan Ferhat, Nurullah ve Halim Terzioğlu'nu davalı olarak göstermişlerdir. Murisin çocuklarından Yasime'nin mirasçıları davacılar vekiline vekaletname vermek suretiyle davaya muvafakatlarını bildirmişler, mirasçılardan Semiha Terzioğlu, Ürke Terzioğlu, İsmail Kaçmaz, Hatice Kaçmaz, Zeliha Kaçmaz, Fadime Kaçmaz, Emine Kaçmaz ve Kader Kaçmaz'a dava yöneltilmek suretiyle yargılama yürütülmüştür. Miras bırakan Ferhat'ın ölüm tarihine göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna ve taksim olgusu ileri sürülmediğine göre davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK. nun 630.maddesi hükmü uyarınca tüm mirasçıların birlikte dava açması veya açılmış bulunan davaya olurlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması veya MK. nun 540. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilcisi tayini suretiyle davanın yürütülmesi gerekir. Mirasçıların bir kısmı davalı olarak gösterilmek veya davaya dahil edilmek suretiyle birlikte hareket ederek dava koşulu yerine getirilmiş olmaz. Her ne kadar davalı olarak gösterilen mirasçılardan Ferhat Terzioğlu 30.04.1998 gün ve 4/48 esas ve karar sayılı Kocaali Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile Ferhat Çınar miras ortaklığına temsilci olarak tayin edilmiş ise de, Ferhat baştan itibaren taşınmazların miras bırakanla ilgisinin bulunmadığını, ormandan açtığını ileri sürmüş bulunduğuna, bu nedenle diğer mirasçılarla menfaat çatışması içinde olup miras ortaklığının temsilcisi olarak davayı takip etmemiş bulunduğuna göre açılmış bulunan davanın, temsilci marifetiyle yürütüldüğü sonucu da ortaya çıkmaz. Tüm bu yönler gözönünde tutularak davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK. nun 630 ve daha sonra yürürlüğe giren TMK. nun 702. maddesi hükmü uyarınca davada yer almayan diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya muvafakatlarının alınmak suretiyle katılmalarının sağlanması veya TMK. nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini ve onun marifetiyle davaya devam olunması gerekir.
İşin esasına gelince: Davacılar taşınmazların davalılarla ortak kök murisleri olan Ferhat'tan kalıp taksim edilmediğinden bahisle tüm mirasçılar adına tescilini talep etmişlerse de, davalı Nurullah, Ferhat ve Halim taşınmazların kök muristen kalmayıp çalılık, çırpılık ve fundalıktan bir kısmını Ferhat mirasçısı ölü babaları Dursun'un, bir kısmını ise kendilerinin imar-ihya ederek zilyet olduklarından bahisle davanın reddini savunmuşlardır.
Dava konusu Kaskas ve Dedecik mevkilerindeki taşınmazların bir kısmı için yargılama sırasında yapılan kadastro çalışmaları ile 104 ada 2 ve 105 ada 4 ve 5 parsel numarasıyla tutanak düzenlendiğinden bunlar için davanın tefriki ile kadastro mahkemesi görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Geriye kalan taşınmazlar için 17.07.1998 tarihinde yapılan keşif sonucu Orman mühendisi bilirkişi düzenlediği rapor ile Orman tahdidi dışında kalıp orman sayılmayan yerlerden olduğunu, zirai bilirkişi ise tarım arazisi olduğunu bildirmişlerdir.
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazların kök muris Ferhat'tan kaldığını, muristen sonrada mirasçısı oğlu Dursun ve onun ölümü ile de çocukları Ferhat, Nurullah ve Halim'in kullandığını Kaskas ve Dedecik mevkilerindeki taşınmazlara bunların imar-ihya, satınalma ile eklenen kısımlar olduğunu, davacı tanıkları ise tüm taşınmazların kök muris Ferhat'tan kaldığını ondan sonra da Dursun ve çocuklarının kullandığını, taksimi bilmediklerini bildirmişken, davalı tanıkları Kaskas mevkiindeki taşınmazlar için yerel bilirkişi gibi beyanda bulunurken Melen yolu mevkiindeki taşınmazın Dursun'a ait olduğunu, Dedecik mevkiindeki kısmın ise kök muris Ferhat'tan kaldığını, zilyedinin ise Dursun ve sonrasında çocuklarının olduğunu beyan etmişler, dikenlik ve harman yeri mevkiindeki taşınmazlar içinse davalı tanığı dinlenmemiştir.
Sonuç: Buna göre, mahkemenin taşınmazların 1958 yılında ölen kök muris Ferhat'tan intikal etmediğine, Ferhat'tan kalsa bile oğlu Dursun'a kaldığına, o günden beri de Dursun ve mirasçılarının kullanımında olup, uzun süre bu şekilde devam eden fiili kullanıma diğer mirasçıların muvafakat ettiğine dair ret gerekçesi dosya içeriğine ve delillere uygun düşmemektedir. Bu durumda taksim ispat olunamadığına göre bir mirasçının taşınmazlardaki zilyetliğinin ancak tereke adına olduğu hususu gözönünde bulundurularak, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıkları dinlenilmeli, tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilerek, kök muris Ferhat'tan kalan taşınmaz kısımları belirlenmeli, imar ve ihyanın ne zaman kim tarafından tamamlandığının saptanması gerekir. Bundan ayrı tüm Ferhat mirasçıları için 3402 sayılı Kanunun 14. maddesine göre miktar araştırmasının ilgili merciilerden yapılması, taşınmazların tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden sorulması, 3083 sayılı Kanuna göre taşınmazların kuru-sulu olduklarının belirlenmesi ve tüm deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 3.240.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy