(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Şemsettin Ertoktaş ile Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki zilyetliğin tesbiti davasının kabulüne dair Muradiye Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.01.2002 gün ve 113-6 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili ile DSİ Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu taşınmazların vekil edeninin mülkiyetinde bulunduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve DSİ vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine ve DSİ vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu 101 ada 12, 73, 74 ve 102 ada 2 parsellerin toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı 1960 yılından evvel ataları tarafından 50 yıldan fazla süre ile kültür arazisi olarak kullanıldığını, 1960 yılında 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca oluşturulan Toprak Komisyonunca Hazine adına belirtildiğini, kadastro çalışmaları sırasında da Hazine adına tespit edildiğini, 1992 yılında Sarımehmet baraj göl suları altında kaldığını ileri sürerek vekil edeninin mülkiyetinde bulunduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve DSİ vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Dava konusu 101 ada 12 parsel, 16.01.1963 tarih ve 237 numaralı; 73 parsel, aynı tarih 300 numaralı; 102 ada 2 parselde aynı tarih 248 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak 01.09.1989 tarihinde tespit edilmiş, daha önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış bulunan tapu iptali tescil ve elatmanın önlenilmesi davası nedeniyle kadastro tutanakları Muradiye Kadastro Mahkemesine devredilmiş, taşınmazların 01.09.1989 tarihinden itibaren su tutulması nedeniyle baraj göl suları altında kaldığı açıklanarak, 11.02.1994 gün 1994/5 esas, 1994/28 karar sayılı hükümle her üç parselin tespit dışı bırakılmasına karar verilmiştir.
102 ada 74 parsel de, 1989 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında Toprak Tevzii Komisyonunun 82 numaralı mera parselinin kapsamında kaldığı açıklanmak suretiyle köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır.
Az yukarıda da açıklandığı üzere, davacı vekili Toprak Tevzii Komisyonunun çalışmalarının yapılmasından geriye doğru, dava konusu yerlerin vekil edeni ile miras bırakanları tarafından tasarruf edildiğini ileri sürerek mülkiyetinin tesbitine karar verilmesini istemiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda, belirtme tarihine kadar mülkiyetin kazanıldığının kanıtlanması gerekir. 101 ada 12, 73 ve 102 ada 2 parsel hakkında Muradiye Kadastro Mahkemesine açılan tesbite itiraz davası nedeniyle dinlenen yerel bilirkişiler; parsellerin Toprak Komisyonu çalışmalarının yapıldığı tarihe kadar davacı ve miras bırakanlarının 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirilmişler, ziraatçı uzman bilirkişi Abdürrezzak Akyol tarafından düzenlenen 20.09.1991 günlü raporda; taşınmazların kültür arazisi niteliğinde bulunduğu açıklanmıştır. Kadastro Mahkemesinde, davacı ve miras bırakanlarının zilyedliği bakımından ayrıca tanık delilline başvurulmamıştır. İncelenmekte olan dava nedeniyle 24.12.2001 tarihinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar; kendilerini bildikleri tarihten bu yana davacı ve miras bırakanlarının zilyedliğinden haber vermiş iseler de, 1938 doğumlu yerel bilirkişi ile 1942 ve 1944 doğumlu tanıklar, yaşları itibariyle 1960 yılında komisyonca yapılan belirtmeden geriye doğru kazanmayı sağlayan zilyedliği bilecek yaşta olmadıkları gibi, keşfin yapıldığı tarihte taşınmazlar baraj göl suları altında kalan yerlerden olup, suların mevsimlik olarak çekilmesi ve taşınmazların bu nedenle kısmen ortaya çıkması üzerine, taşınmazların önceki nitelikleri ve bu yerler üzerindeki zilyedliğin başlangıcı, süreci ve niteliği hakkındaki sözlerine dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda, kadastro tutanaklarındaki açıklamalar ile Kadastro Mahkemesinde yapılan incelemeye göre bir sonuca ulaşılması gerekir. Bu bakımdan yapılan inceleme de noksandır. Toprak Tevzii Komisyonunca düzenlenen belirtmelik ve varsa mevcut dayanak belgelere göre, bu yerlerin Hazine adına belirtme sebebi üzerinde durulmadığı gibi, ayrıca komşu parsellere ait kadastro tutanağı ve dayanak belgelere göre de, taşınmazların nitelikleri ve konumları araştırılıp belirlenmemiştir.
Bundan ayrı 102 ada 74 parsel, Toprak Tevzii Komisyonunca mera olarak belirtilen bir yerdir. 82 nolu belirtmeliğin mevcutsa dayanaklarının, bu yerde tahsisli mera olup olmadığı, mevcut ise, buna ait mera norm kararı ve haritasının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden, 102 ada 74 parsele ait kesinleşme şerhini içeren kadastro tutanağı ile bu parsel hakkında açılan Kadastro Mahkemesi dava dosyasının bulunduğu yerden getirtilmesi, ayrıca Toprak Komisyonu ve Genel Kadastro Komisyonunca düzenlenen bölgeye ait birleşik paftaya göre, taşınmazların sınırında mera ve benzeri yerlerin olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir.
Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca yapılan inceleme de noksandır. Bu madde hükmüne göre, zilyedliğin vergi kaydı gibi bir belge ile isbatı yoluna gidilemeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde belgesizden edinebileceği miktar kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönümü geçemez. Mahkemece, aynı çalışma alanı içerisinde davacı adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar araştırılıp belirlenmediği gibi, 169250 m2 yüzölçüme sahip 102 ada 74 parselin davacının mülkiyetinde bulunduğunun sebebi de açıklanmamıştır. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine ve DSİ vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde DSİ Genel Müdürlüğüne iadesine 14.01.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy