(3402 S. K. m. 17)
Dava: Eldeki ve birleştirilen 2002/178 E. sayılı dosya davacısı Veli Boz ile Hazine ve Kestel Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil (birleştirilen dosya tapu iptali ve tescil davasından dolayı; 2000/233 E. sayılı davanın kısmen kabulüne, birleştirilen 2002/178 E. sayılı davanın ise kabulüne dair Alanya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2002 gün ve 233-178/266 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyedlik nedeniyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu yerin vekil edeni adına tapuya tescilini istemiş, davanın açılması tarihinden sonra 24.04.2000 tarihinde taşınmazın bir bölümü 2066 parsel numarası ile idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. Bunun üzerine davacı, davalı Hazine aleyhine ayrıca tapu iptali ve tescil davası açmış, her iki dava birleştirilerek yargılama sona erdirilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar; davacının 1963 yılından bu tarafa para ve emek sarfetmek suretiyle taşınmazı ihya ettiğini ve kültür arazisi haline getirdiğini, o tarihten bu yana taşınmaza zilyed olduğunu bildirmiş, ormancı bilirkişi; taşınmazın 1984 yılında yapılan ve 1985 yılında kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kalan orman sayılmayan, ziraatçı uzman bilirkişi uzun yıllar önce imar ve ihyası yapılmış kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamışlardır. Davalı Belediye Başkanlığının karşılık yazısında taşınmazın bulunduğu yerde 1995 yılında imar planının yapıldığı bildirilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre taşınmazın Hazine adına tescil edildiği ve imar planının düzenlendiği tarihe kadar davacı tarafından kazanıldığı kanıtlanmış olduğuna göre kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiş ise de, 2066 parselin idari yoldan Hazine adına tesciline ilişkin belgelerde Alanya Jandarma Komutanlığına tahsis edileceği belirtilmiş, Belediye Başkanlığının 21.06.2001 günlü yazısında da taşınmazın tahsis edildiği açıklanmıştır. Bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca tapuya tesciline karar verilmesi için, diğer olumsuz koşulları yanında taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilmeyen bir yer olması gerekir. Belediye sınırları içerisinde bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilen bir yerin ihya yolu ile kazanılması yasaklanmış olup kazanma koşulları oluştuktan sonra tahsis edilmesi halinde de tapuya tescili mümkün olamaz. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmamıştır. Taşınmazın Jandarma Komutanlığına tahsis edilip edilmediğinin Jandarma Genel Komutanlığından ve Maliyeden sorulması, tahsis mevcut ise böyle bir yerin özel mülkiyet şeklinde tapuya tescili mümkün olamayacağından davacının mülkiyetinin tesbitine karar verilmesi, tahsis yok ise şimdiki gibi hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 20.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy