(4721 S. K. m. 894)
S. Şah ile C. Sevindik aralarındaki el atmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil davasından dolayı; el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin kabulüne, kal talebinin reddine dair Eyüp 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.04.2002 gün ve 395-353 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, vekili, Silahdar Abdullah Ağa Vakfı adına kayıtlı 153 ada, 3 parsele davalının el atmasının önlenilmesine ve 20.000.000.000 lira işgal tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde; davacı, açıkça zilyetliğe dayanmamış ise de, iddianın ileri sürülüş şekline göre istek, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK'nun 894 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin korunması isteğine ilişkin bulunmaktadır. Dava konusu parsel, Silahdar Abdullah Ağa Vakfı adına kayıtlıdır. Kayıt maliki vakıf, davada taraf durumunu almamış bulunduğuna göre uyuşmazlığın zilyetliğin korunması kurallarına göre çözülmesi gerekir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın Eyüp Belediye Başkanlığı'nca vekil edenine tahsis edildiğini 30.6.1995 tarihli dilekçenin altına şerh verildiğini, davalının dayandığı tahsis belgesinin düzmece olduğunu ileri sürerek istekte bulunmuştur. Dosya içeriğine göre taşınmaz üzerinde yer alan bina ve bahçenin davalıya ait olduğu ve halen davalının zilyet olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ileri sürmüş olduğu belge, tahsis belgesi niteliğinde bulunmadığı gibi, korunmaya değer ve üstün bir zilyetliğinin olduğu da kanıtlanmıştır. Her ne kadar mahkemece taşınmazın, 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri uyarınca Alibeyköy Belediyesine devredilen yerlerden olduğu, Belediyenin tahsisi ile davacıya geçtiği, davalının dayandığı tahsis belgesinin sahteliğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ise de, taşınmaz niteliği itibariyle anılan Kanun hükümleri uyarınca Belediye 'ye devredilen yerlerden olmadığı gibi,sahtecilikten ötürü davalı C.S. aleyhine açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda TCK. nun 102/3. maddesi hükmü uyarınca müruruzaman sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve bu hüküm Yargıtay Özel Dairesince onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Bu açıklamalar karşısında mahkemenin kabul gerekçesi yerinde bulunmamaktadır.Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA,03.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy