(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 17)
Dava: Hüseyin Atik ile Hazine aralarındaki dava hakkında Antalya 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.09.2002 tarih ve 210-877 sayılı hükmün Dairenin 13.01.2003 gün ve 9228-65 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Davalı Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili tarafından, Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine ilişkin hükmün kabule ilişkin bölümünün davalı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davalı Hazine vekili süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesi ile onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, tapu kaydına rastlanılmayan dava konusu parselin 1970 yılında Gaziler Köy'ünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, Mehmet İsa oğlu Hüseyin Atik'in zilyetliği altında bulunduğu 1983 yılında Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanunun 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinin uygulanması sonucu nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı açıklanarak 09.11.1988 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiş, 1964 doğumlu Mehmet İsa oğlu Hüseyin Atik'in zilyedliğinde bulunduğu kütüğün beyanlar hanesinde açıklanmıştır. Davacı, tesbitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece davanın kanıtlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir.
Orman kadastro harita ve tutanaklarına, ormancı bilirkişi raporuna göre, dava konusu parsel 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında orman sınırlama hattının içerisine alınmış ve 1952 yılında da 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmiş, 1982 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı bildirilmiştir. 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilen dava konusu yerin ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle orman sayılmayan böyle bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar ve ihya edilmesi kazanmayı sağlar. Taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 1963 yılında kadastro çalışmaları yapılmış, tespit dışı bırakılan taşınmazların kadastrosunun 1992 yılında tamamlandığı Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirilmiştir. Temyiz incelemesi için birlikte gönderilen ve birlikte incelenen aynı çalışma alanında bulunan 734 ve 1231 parsellere ilişkin Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1093 esas, 2002/370 karar sayılı dosya içerisinde bulunan Kadastro Müdürlüğünün 5.8.2002 günlü karşılık yazısında aynen; Gaziler Köyü'nde ilk tapulama çalışmaları 1 ila 298 parsellerin bulunduğu bölgede 1963 yılında başlamış ve 1963 yılında tahdit ve tesbitleri tamamlanarak 16.9.1970 ila 15.10.1970 tarihleri arasında askıya çıkarılmış ve dava açılmayan parsellerin kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tesbitleri 16.10.1970 tarihinde kesinleşerek tapuya devredilmiştir. 1963 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu 609 ve 578 parsellerin bulunduğu bölgedeki taşınmazlar orman sınırları içerisinde görülmesi üzerine, bu bölgede herhangi bir kadastro tesbiti yapılmamış, tahdit harici bırakılmıştır. denilmektedir. Bu açıklamalara göre dava konusu taşınmazlar 1963 yılında tespit dışı bırakılmıştır. Komşu parsellere ait kadastro tutanaklarında da kadastro çalışmalarının 1963 yılında yapıldığı belirlenmiştir. Gelen cevaplar ve kadastro tutanakları karşısında taşınmazların 1963 yılında tespit dışı bırakıldığı belirlenmiş olmaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu parsellerin davacı ve miras bırakanı tarafından imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, o tarihten tesbitlerin yapıldığı 1988 tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduklarını bildirmiş bulunduklarına göre davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği yerinde değildir.
Sonuç: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK. nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE ve anılan kanunun 442. maddesi uyarınca takdiren 86.600.000 lira para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına ve 2588 sayılı kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 20.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy