(3402 S. K. m. 12)
Dava: Mehmet ile Hazine ve A Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair T 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.11.2002 gün ve 760/740 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.05.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı Mehmet bizzat ve vekili ve karşı taraftan Hazine vekili geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Mehmet 639 ve 640, davacı Cumali 63l, 632, 633 ve 634 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacıların ayrı ayrı dava konusu ettikleri parsellerin öncesi ve esası 270 parseldir. Kadastro tutanağında, hiç kimsenin mülkiyetinde olmayan ve kamunun yararlanmasına tahsis edilmeyen Berdan çayının aktif yatağı iken çayın yatak değiştirmesi ve 1948 yılında DSİ Umum Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucu tarla haline dönüştürüldüğü açıklanarak, 27.07.l956 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, Cumali ve müştereklerinin T Kadastro Mahkemesine 24.11.1956 tarihinde açtıkları tespite itiraz davası sonunda 18.12.1997 gün, 74/l34 esas ve karar sayılı hükümle teknik bilirkişi Gıyasettin'in raporunda N harfi ile gösterilen 5150 m2 bölümün davacı İsmail adına tapuya tesciline, aynı parsel içerisinde E harfi ile gösterilen 10500, R harfi ile gösterilen l0600, H harfi ile gösterilen 900, K harfi ile gösterilen 1200, F harfi ile gösterilen l800, G harfi ile gösterilen l600, S harfi ile gösterilen l380, Ş harfi ile gösterilen 35590, D harfi ile gösterilen l900 ve P harfi ile gösterilen 9100 m2 bölümlerin tespit maliki davalı Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, bu hüküm temyiz edilmeksizin 02.04.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Kadastro Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararında D harfi ile gösterilen bölüm 639, P harfi ile gösterilen bölüm 640, E harfi ile gösterilen bölüm 631, R harfi ile gösterilen bölüm 632, H harfi ile gösterilen bölüm 633 ve K harfi ile gösterilen bölümde 634 parsel numaraları ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar ayrı ayrı açmış oldukları dava dosyaları içerisindeki dilekçeleri ile taşınmazların Berdan çayının yatak değiştirmesi nedeniyle 1948 yılından itibaren zilyet olduklarını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Az öncede açıklandığı üzere dava konusu parsellerin esası olan 270 parsel 27.07.1956 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin tespit tarihine göre hesap edilmesi gerekir. Taşınmazın Berdan çayının aktif yatağı olmaktan kurtulduğu ve davacıların zilyetliğinin başladığı 1948 tarihinden tespit tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmemiştir. Diğer yönden tespitten sonra dava konusu parseller hakkında kadastro mahkemesinde derdest dava bulunması nedeniyle geçen zilyetlik kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz.
Dava konusu parseller yönünden davacıların daha önce kadastro mahkemesine açtıkları bir dava bulunmadığından yukarıda tarih ve sayısı yazılı kadasatro mahkemesinin hükmü görülmekte olan bu dava bakımından HUMK.nun 237. maddesi hükmü uyarınca kesin hüküm oluşturmaz. Mahkemenin kesin hükme ilişkin gerekçesi bu nedenle yerinde değildir. Ne var ki, tespit tarihine kadar geçen süre kazanma bakımından yeterli olmadığından davanın reddine ilişkin hüküm bu bakımdan doğru olmaktadır. Dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup kayıt maliki Hazine yanında davanın köy tüzel kişiliğine yöneltilmesine gerek bulunmamakta ise de, dava redde ilişkin olup bu yanlışlık ve davacı Cumali 'nin karar başlığında isminin gösterilmemiş olması sonuca etkili görülmemiştir. Bunlardan ayrı, köy ve Hazine hakkındaki dava ayrı nedenlerden dolayı reddedildiği için iki ayrı ücreti vekalete hükmedilmiş olmasında da isabetsizlik görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000 lira Avukatlık ücretinin KDV.'si ile birlikte davacı taraftan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazineye verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy