(4721 S. K. m. 763, 977)
Dava: Mustafa ile Asili aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair A Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 18.06.2002 gün ve 96/366 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 02.02.1999 tarihli dilekçesi ile davalı adına tapuda kayıtlı 126 ada 24 sayılı parselden 11500 m2, bu dosya ile birleştirilen aynı mahkemenin 2000/59 esas, 2002/366 karar sayılı dosyası ile de aynı ada 35 nolu parselden 5000 m2'lik taşınmaz bölümleri yönünden parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, usulüne uygun dava dilekçeleri tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, "dava konusu taşınmazlarda davacının kullanımının bulunmadığı, taşınmazların davalı ve eşi tarafından kullanıldıkları, davalı Asili'nin Kadastro Mahkemesi dosyasında bulunan 23.08.1996 tarihli dilekçesindeki beyanının şartlı kabul niteliğinde bulunduğu ve HUMK.nuna göre davaya son veren ve esası çözülmeyen bir kabul olmadığı" görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; harici satın almaya ve davalının 23.08.1996 tarihli kabul dilekçesine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 126 ada 35 sayılı parsel, kadastroca 04.05.1992 tarihinde, aynı ada 24 nolu parsel ise Kadastro Komisyonunun 07.09.1992 tarihli kararı ile davalı Asili adına tespitleri yapılmıştır. Ömer tarafından 126 ada 24 sayılı parsele karşı açılan kadastro tespitine itiraz davası A Kadastro Mahkemesi'nin 21.01.1997 gün ve 1993/14 esas, 1997/1 sayılı kararı ile retle sonuçlanmış olup, bu karar 04.02.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı Mustafa vekili 26.09.1995 tarihinde harç yatırmak suretiyle 14.09.1993 ve 10.06.1993 tarihli harici satış senetlerine dayanarak 26.09.1995 günlü katılma dilekçesiyle Kadastro Mahkemesindeki davaya katılma isteğinde bulunarak vekil edeni adına taşınmazın tescilini istemiş ise de; satışların tespit tarihlerinden sonra yapılmış olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 25. maddesi uyarınca anılan kadastro mahkemesi kararıyla hakkında görevsizlik kararı verilmesi üzerine, harç yatırılarak söz konusu davaların açıldığı ve birleştirildiği anlaşılmıştır. Davalı Asili 14.09.1993 tarihli "gayrimenkul satış senedimizdir" başlığını taşıyan senetle "torunum Mustafa ya 2000 Alman Markına kati olarak sattım. Söz konusu parayı şahitler huzurunda aldım... senet tarihinden itibaren taşınmaz tarla üzerinde hiçbir alakam, yetkim kalmadı. Tarlanın tapusunu almaya serbesttir" açıklamasında bulunmuştur. 10.06.1993 günlü aynı nitelikte bulunan harici satış senedinde de aynı beyanlara yer verilmiş ve taşınmazı 7000 Alman Markına sattığını bildirmiştir. Taşınmazlar tapusuz olup, TMK.nun 763. maddesi uyarınca mülkiyeti alıcısına teslimle geçer. Aynı kanunun "hazırlar arasında" başlığını taşıyan 977. maddesi; "zilyetlik; şeyin veya şey üzerinde hakimiyeti sağlayacak araçların edinene teslimi veya edinenin önceki zilyedin rızası ile şey üzerinde hakimiyeti kullanacak duruma gelmesi halinde devredilmiş olur" denildiğine göre sözleşme ile de, zilyetliğin devir ve teslim edilmiş olacağını öngörmüştür.
Harici satışlar da birer sözleşme olup, kullanılan kelimeler ve cümleler genişletici yoruma tabi tutulduğunda zilyetliğin sözleşme yolu ile ve hukuken devir ve teslim edildiğinin kabulü gerekir. Bundan ayrı TMK.nun "hükmen teslim" başlığını taşıyan 766. maddesi ise " bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir hukuki ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet teslimsiz geçmiş olur" ifade edildiğine göre bu madde uyarınca da mülkiyetin davacıya geçtiği anlaşılmaktadır. O halde davacı ve eşinin taşınmazları fiilen elinde tutmaları ve kullanmaları açıklanan ilkeler ve kanun maddeleri karşısında hukuken bir değer taşımaz. Kaldı ki, davalı Asili tarafından Kadastro Mahkemesi'nin dosyasına sunulan 23.08.1996 günlü dilekçesinde; "yukarıda numarası yazılı dava lehime sonuçlandığı taktirde iki parça taşınmazı katılana vereceğini" kabul etmiştir. Ne var ki, bu ifade HUMK.nun 92. maddesi anlamında davayı kabul ( şartlı kabul ) olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Çünkü kadastro dosyasında Asili davalı olup, davacı Mustafa ise onun yanında aynı safta davaya katıldığına göre bu kabulü davanın konusunun devri olarak da tanımlamak mümkün değildir.
Öte yandan davaya katılan Mustafa nın isteği konusunda kadastro mahkemesinde esastan bir karar verme olanağı bulunmadığından davası görev yönünden reddedilmiştir. Bu açılardan olaya bakıldığında; somut olayın oluş biçimi, kabul beyanını içeren dilekçeden önce yapılan harici satışlar, bu satışlarda kullanılan kelimeler ve cümleler ile tarafların amacına bakıldığında kabul dilekçesinin; henüz kadastro mahkemesinde davalı bulunan, tapuları oluşmayan ve tapuda devirleri mümkün bulunmayan, tapusuz taşınmazlar için yapılan harici satışların " ifa zamanını - edimini yerine getirme zamanını" belirleyen "kabul" olarak nitelendirmek gerekir. Kabul şekline göre de, ifa zamanı ( edimini yerine getirme anı ), kadastro mahkemesindeki davanın lehine sonuçlanması ve hükmün kesinleşmesinden sonraki zaman dilimidir.
Somut olayda kadastro mahkemesindeki dava, davalı Asili lehine sonuçlandığına, hüküm kesinleştiğine ve parsellerle ilgili tapular davalı adına oluştuğuna ve artık edimin yerine getirilmesi mümkün bulunduğuna göre harici satış sözleşmelerinin ifası imkanı doğmuş ve ifa zamanını belirleyen kabul de gerçekleşmiş bulunmaktadır.
Tüm bu somut ve hukuki olgular karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 5.000.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy