(3402 S. K. m. 45) (6831 S. K. m. 2)
Dava: Mehmet İtan ile Hazine ve Arzu Basikar aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Antalya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.11.2002 gün ve 143/1102 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, 1970 yılında Gaziler Köyünde kadastro çalışmalarının yapıldığı sırada orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, daha sonra nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı, Mehmet kızı Arzu Basikar'ın zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 19.07.1988 tarihinde tarla niteliğiyle Arzu Basikar adına tespit edilmiş, daha sonra 09.11.1988 tarihli tutanakla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması gerekçe gösterilerek ve malik hanesi çizilerek Hazine adına tespit edilmiş, Mehmet kızı Arzu Basikar'ın zilyetliği altında bulunduğu tutanağın beyanlar hanesine şerh verilmiştir.
Davacı tesbitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelere göre, dava konusu parsel 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı içerisine alınmış ve 1952 yılında 5650 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edilmiş, 1982 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybıyla orman dışına çıkarıldığı belirlenmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan dava konusu yerlerin 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle, orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar-ihya edilmesi kazanmayı sağlar.
Ancak, dava konusu taşınmazın bulunduğu Gaziler Köyü çalışma alanında kadastro çalışmaları dosyada mevcut Antalya Kadastro Müdürlüğünün 01.06.2000 tarih, 281/1769 sayılı yazılarına göre 1963 yılında yapılmıştır. Dava konusu taşınmazın tutanağına göre ise bu tarih 1970'tir. Bu durumda, dava konusu taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dairemizin ve Yargıtay HGK.nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bir yerin paftasında gösterildiği tarih tespit dışı bırakıldığı tarihtir. İşte bu tarihin kesin olarak belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait paftanın Kadastro Müdürlüğünden istenilerek dosya arasına konulması, dava konusu taşınmazın ne zaman ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının yeniden Kadastro Müdürlüğünden sorulması, dava konusu yerin paftalar üzerindeki yeri ve konumunun belirlenmesine çalışılması, bu belirlenemediği takdirde ilk tesis kadastrosuna göre dava konusu taşınmaza en yakın komşu parseller tespit edilerek bunlara ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bunlardan yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsellere ait belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması, tespit dışı bırakılma tarihi kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten kadastro tespit tarihine kadar kazanma koşulları ve süresinin geçip geçmediğinin gözönünde tutulması ve sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönden yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu husus üzerinde durulması, hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 31.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy