(743 S. K. m. 611) (2942 S. K. m. 21)
Dava: Ömer ile Hüsne ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair N Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 16.10.2001 gün ve 84-129 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 112 ada 2 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şerife, Server ile Osman davayı kabul ettiklerini bildirmişler diğer davalılar vekili de davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 15.10.2001 günlü krokide A harfi ile gösterilen 1450 m2 yere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
112 ada 2 parsel 23.10.1967 tarihinde ölen tarafların ortak miras bırakanı Ali oğlu Mustafa adına 8.10.1992 tarihinde tescil edilmiş, beyanlar hanesinde kayıt malikinin ölü olduğu açıklanmıştır. Davacı Ömer dava konusu taşınmazın N Belediye Başkanlığınca kamulaştırıldığını, daha sonra 8.2.1990 günlü encümen kararı ile kamulaştırmadan vazgeçildiğini, 2240 m2 sinin kendisine satıldığını açıklamış, yargılama oturumunda vermiş olduğu 18.12.2000 günlü dilekçesi ile de bağışlandığını bildirmiştir. Davaya karşı koyan davalılar, ortak miras bırakandan kalan yerin taksim edilmediğini savunmuşlar, kamulaştırma ve bundan vazgeçme hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Mahkemece dava konusu taşınmazın tapusuz olduğu evrede yapılan taksimle davacıya isabet ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taşınmazın N Belediye Başkanlığınca kamulaştırıldığını ve vazgeçme nedeniyle dava konusu bölümün kendisine satıldığını daha sonra bağışlandığını ileri sürmüş, mahkemece taksim olgusuna değer verilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Öncelikle davacıya iddiasını açıklamak üzere süre ve imkan tanınması, ondan sonra dava konusu taşınmaz kamulaştırılmış ise kamulaştırma işleminin ve bedelinin kesinleşip kesinleşmediği, idarece tek taraflı veya karşılıklı olarak kamulaştırmadan vazgeçilip geçilmediğinin araştırılması gerekmektedir. G İdare Mahkemesinin dosya arasında bulunan 1987/797 esas 1991/580 karar sayılı dosyası ile kamulaştırıldığı ve kamulaştırmadan vazgeçildiği anlaşılmakta ise de bu bilgiler yeterli değildir.
Bundan ayrı, mahkemece taksime değer verilmiş ise de, dava konusu taşınmaz 28.11.1990 tarihinde tespit edilmiş ve tutanak 8.10.1992 tarihinde kesinleşmiş olmakla tapuya tescil edilmiştir. Taksimin 20.11.1992 tarihinde yapıldığı ileri sürülmüştür. Mustafa 'nın tüm mirasçıları taksime katılmadıkları gibi taksimin yapıldığı tarihte dava konusu taşınmaza ait tespit kesinleşmiş olup, bu durumda taksimin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TMK.nun 611. maddesi hükmü uyarınca yazılı olarak yapılması gerekir.
Taşınmaz ortak miras bırakan Mustafa adına kayıtlı olduğuna göre taksim savunmasının, ileri süren davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Taksimin yapılıp yapılmadığı hususunda taraflara da imkan tanınmamıştır. Tüm bu yönler gözönünde tutularak taşınmazın kamulaştırılıp kamulaştırılmadığının, kamulaştırılmış ise vazgeçme durumu gözönünde tutularak 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 21 ve devamı maddeleri uyarınca mal sahibi veya mirasçılarına duyuru yapılıp yapılmadığının , bu maddelere göre işlem yapılmamış ise taksim üzerinde durulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması bozma nedenidir.
Sonuç: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 6.750.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 10.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy