(3402 S. K. m. 27)
Dava: Mehmet ve müşterekleri ile Şahin ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Z 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 26.03.2002 gün ve 371/161 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.11.2002 Salı günü tâyin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılardan Ahmet bizzat geldi. Tebliğata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Bir kısım eksikliklerden dolayı mahalline iade edilen dosya, tamamlanıp geri çevrilmekle, incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava konusu parsellerin davalılar üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile 26.11.1957 tarihinde ölen miras bırakanları Mustafa mirascıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hasan davayı kabul ettiğini bildirmiş, davalı Şahin, A.Ali, Nihat ve Recep vekili dava konusu taşınmazların 1946 yılında düzenlenen ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca davacıların miras bırakanları Mustafa tarafından vekil edenlerin miras bırakanı Kezban'a bağışlanıp tapuda işlem yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece davalı Hasan 'nın kabul beyanı gözönünde tutularak dava konusu parsellerdeki paylarına ait kayıtlarının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, redde ilişkin bölümü davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarında, senetsizden 1992 ve 1993 yıllarında davalılar adına "verasette iştirak" şeklinde tespit edilmiş, bu parsellerden l30 ada 16 ve 18 parsellerin Z Kadastro Mahkemesinin l994/216 esas numarasında davalı olduğu diğer parsellerinde tespitlerinin kesinleşerek sicilinin oluştuğu anlaşılmıştır.
Geri çevirme yazısı üzerine verilen cevapta l30 ada l6 ve l8 parseller hakkında Z Kadastro Mahkemesinin l994/216 esas numarasında derdest dava bulunduğu bu nedenle tapu kayıtlarının gönderilmediği bildirilmiştir. Davanın açıldığı tarihte l6 ve l8 parseller hakkında kadastro mahkemesinde açılmış dava bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 27. maddesi hükmüne göre "yerel hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili ve henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevinin sona ereceği ve davalara ait dosyaların mahkemesine resen devrolunur" denilmiştir. Her iki parsel hakkındaki davanın sonucunun araştırılması, anılan hüküm gözönünde tutularak bu parseller yönünden uyuşmazlık hakkında görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının görevli Z Kadastro Mahkemesine devrine karar verilmesi gerekirken, kamu düzenine ilişkin olan bu yön gözden kaçırılarak işin esasına girilmek suretiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Diğer parsellere gelince: Az yukarıda açıklandığı üzere davanın açılması üzerine bir kısım davalılar vekili dava konusu parsellerin davacıların miras bırakanı Mustafa tarafından l946 yılında yapılan ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi uyarınca vekil edenlerinin miras bırakanı Keziban'a tapuda bağışlandığını ileri sürmüş, savunmalarında geçen tapu kayıtlarını dosyaya bildirmeleri üzerine davacılarda miras bırakanları adına bulunan tapu kayıtlarının gözönünde tutulmasını istemişlerdir. Davalı Hasan davayı kabul ettiğini bildirmiş ise de, dava konusu parseller davalılar arasında iştirak halinde mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilmiş olup, iştirakçilerden birisinin tek başına davayı kabul etmesi hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağından onun beyanına dayanılarak bir kısım payların iptal ve tesciline karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır.
Bundan ayrı mahkemece iddia ve savunmada dayanılan tapu kayıtları gereği gibi dava konusu parsellere uygulanıp uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmemiştir. Her ne kadar keşifte tapu kayıtları uygulanmaya çalışılmış ise de, her parsel yönünden ayrı ayrı uygulama yapılmaksızın genel olarak bir uygulamanın yapıldığı ve taşınmazların ölçeksiz krokilerinin düzenlendiği görülmüştür. Ayrıca dinlenen tanıkların beyanlarıda yüzeysel ve soyut olup uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaktan uzaktır. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu açıklamalar gözönünde tutularak dava konusu parsellerin bulunduğu yerde ayrı ayrı keşif yapılmak suretiyle iddia ve savunma çerçevesinde tarafların dayandıkları delillerin yöntemine uygun bir biçimde toplanılması, kayıtların yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla dava konusu parsellere uygulanması, yerel bilirkişi sözleri ile yeteri kadar uygulanmayan kayıtlar hakkında taraf tanıklarının bilgisine başvurulması, tüm deliller eksiksiz olarak toplandıktan sonra birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün redde ilişkin bölümünün BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy