(743 S. K. m. 931) (1086 S. K. m. 274)
Dava: Eva ve Materna ile S. Ümran, İştar ve Gülnihal aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair M Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 18.07.2002 gün ve 82/884 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 06.05.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili ve karşı taraftan S.Ümran ve müşterekleri vekili geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, l50 ada 41 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 150 ada 41 parsel kadastro yoluyla 02.05.1991 tarihinde Ali adına tespit edilmiş, 27.09.1994 tarihinde de tapuya tescil edilmiştir. 22.07.1999 tarihinde intikal yoluyla mirasçılarına, aynı tarihteki satış ve devir ile de, davalı Gülnihal 'e geçmiştir. Davanın açıldığı 11.02.2000 tarihinde dava konusu taşınmaz, davalı Gülnihal adına kayıtlı bulunmaktadır. Dava, mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olup kayıt malikinin davalı olarak gösterilmesi yeterlidir. Ayrıca önceki maliklere davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır.Her ne kadar somut olayda, tapu iptali ve tescil isteği yerinde görülmediği taktirde 12 bin Alman markının Ali den alınması istenilmiş ise de, Ali 06.08.l992 tarihinde ölmüş olup, 04.05.l978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre davalının davanın açılmasından önce ölmesi halinde davanın reddi gerektiği mirasçıların bu davada yer almayacağı benimsenmiş bulunduğuna göre tazminat isteği bakımından da olsa Ali ye karşı dava açılamayacağı gibi mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle davanın yürütülmesi de mümkün bulunmamaktadır.
İşin esasına gelince : Davacılar vekili, öncesi itibariyle tapusuz olan dava konusu taşınmazın 20.10.l990 tarihinde önceki malikleri Redina ve Jork den vekil edenleri tarafından satın ve devralındığını, çalışma alanında kadastro faaliyetlerinin geçmemiş olması nedeniyle yedi emin olarak Ali ye bırakıldığını, kadastro tespiti sırasında adı geçen kişi adına tespit ve tescili yapılıp, daha sonra mirasçıları tarafından davalı Gülnihal'e devredildiğini, Gülnihal'in durumu bilmesi nedeniyle kazanımda iyi niyetli sayılamayacağı gerekçesiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı Gülnihal vekili, vekil edeninin iyi niyetle tapu kütüğündeki kayda dayanarak satın ve devraldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ölü Ali aleyhine dava açılamayacağı ve mirasçılarının davaya dahil edilemeyeceği, davalı Gülnihal'ın de kazanımda kötü niyetli olduğunun kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 931. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında, davacının öncelikle mülkiyet hakkının doğduğunu ondan sonra davalının tapudaki kazanımında kötü niyetli olduğunu kanıtlaması gerekir. Başka bir anlatımla; bu tür davalar iki aşamalı davalardır. Mülkiyet hakkının kazanıldığı kanıtlanmadıkça, kötü niyet meselesi tartışma konusu edilemez. Somut olayda; davacılar vekili 06.12.2000 günlü tanık listesi vermiş, daha sonra sebebini açıklamaksızın, ikinci bir tanık listesi vermiştir. HUMK.nun 274. maddesi hükmüne göre bir dava içerisinde birden ziyade tanık listesi verilemez. Esas olan ilk tanık listesidir. Aynı hükme göre, listede yer almayan tanıkların dinlenilmesi de mümkün değildir.
Davacılar vekilinin 06.12.2000 günlü listesinde ileri sürmüş olduğu tanıklar dinlenilmeden ikinci listedeki tanıkları dinlenerek, bunların sözlerine göre hüküm kurulmuş olması doğru değildir. MK.nun 6. maddesi hükmü uyarınca herkes iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacılar vekiline iddiasını davalı vekiline de savunmasını kanıtlamak üzere süre ve imkan tanınması, usulüne uygun olarak vermiş oldukları delillerin toplanıp değerlendirilmesi, bu yerin davacılar tarafından kazanıldığı anlaşıldığı taktirde 08.11.l991 gün 4/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında benimsenen ilkeler gözönünde tutularak davalının tapu kütüğündeki kazanımda kötü niyetli olup olmadığı yönünden davacılar vekilinin delillerinin, davalı karşı delil gösterdiği taktirde onların da toplanıp birlikte değerlendirilmesi, sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı Gülnihal 'e ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000.-lira avukatlık ücretinin KDV'si ile birlikte davalı Gülnihal 'den alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine ve 4.960.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy