(1086 S. K. m. 53, 54)
Dava: Mehmet Keçeli ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Alanya 1. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 05.07.2002 gün ve 856/487 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan 444, 467, 469 ve 472 sayılı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Hazine vekili, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlik yolu ile tescillerinin olanaklı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal nedenlerine dayalı TMK. nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tescil davasıdır.
Mahkemenin kabule ilişkin ilk hükmü; Dairece; imar ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığı, taşınmazların niteliği ile zirai ve ormancı bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, tanıkların taşınmazların başında (keşifte) dinlenmeleri gerektiği gerekçesiyle araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Mahkeme bozmaya uyduktan sonra gerekli inceleme yapılmak suretiyle yeniden davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak; mahkemece davanın bitirildiği gün Abdurrahman Keçeli 01.07.2002 tarih ve 05.07.2002 havale tarihli dilekçesi ile ve harç yatırmak suretiyle 467, 472 ve dava dışı 456 sayılı parseller yönünden bağımsız bir istekte bulunarak davaya asli müdahil davacı olarak katılmak istemiştir. Dilekçenin hükümden önce veya sonra verildiği belli değildir. Her ne kadar hüküm verildikten sonra ve ayrıca temyiz ve karar düzeltme safhalarında davaya katılmak mümkün değil ise de, katılmak isteyenin aynı gün katılma dilekçesini verdiği, veriliş saatinin dilekçeye yazılmadığı, ayrıca böyle bir dilekçenin verildiğine ilişkin son yargılama tutanağında da bir açıklamaya rastlanmadığı, anlaşıldığına göre; katılma dilekçesinin hükümden önce verildiğinin kabulü gerekir. Öte yandan HUMK. nun 53 ve devamı maddelerinde davaya fer'i katılmayı düzenlemekle birlikte, asli müdahale konusunda bir düzenlemeyi öngörmemektedir. Ancak Yüksek Yargıtay uygulaması ile; davaya asli müdahil olarak davacının yanında katılmayı kabul etmektedir. Bu açıdan Usul Kanununun fer'i katılma için öngördüğü sistemin asli müdahale konusunda da uygulanması gerekmektedir. HUMK. nun 54. maddesine göre; müdahale talebi muhakeme bitinceye kadar dermeyan olunabilir ve davayı asliyenin cereyanı talik olunur. denilmektedir. O halde davaya katılma isteğinde bulunan Abdurrahman Keçeli'nin bu isteğinin mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Katılmak isteyenin dava konusu 444 ve 469 sayılı parsellere yönelik bir isteği bulunmadığı katılma dilekçesinden anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, uyuşmazlık konusu parsellerin tapulama tutanaklarının edinme sebebine göre; Eylül 1987 ve Ekim 1987 tarihlerinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle çalılık-taşlık-çalılık nitelikleri ile Hazine adına tespitlerinin yapıldığı, 469 ve 467 nolu parsellerin tapulama tutanaklarının 19.08.1998 tarihinde 472 ve 444 nolu parsellerin tutanakları ise yapılan itiraz üzerine verilen tapulama komisyonu kararlarının 21.10.1991 tarihinde kesinleştikleri ve davanın süresinde açıldığı saptanmıştır.
Bu açıklamalar karşısında katılmak isteyenle bir ilgisi bulunmayan 444 ve 469 nolu parseller açısından yapılan temyiz incelemesinde; Dosya kapsamına, toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığına, taşınmazların 18.11.1980 tarihinde kesinleşen orman sınırlandırma hattı dışında kaldığına ve orman sayılmayan yerlerden olduğu orman mühendisi Hüseyin Mert'in 02.06.1998, öte yandan 469 sayılı parsel 444 parselin doğal uzantısı olup, her iki parsel yönünden imar veya ihyanın 20 yılı aşkın bir süre önce tamamlandığı, tarım arazisi niteliğinde bulundukları, içlerinde 30 yaşını aşkın keçiboynuzu ve diğer meyve ağaçlarının yetiştirildiği ziraat mühendisi Gökhan Akpolat'ın 28.05.2001 günlü raporları ile belirlendiklerine göre, Hazine vekilinin aşağıdaki bend dışında kalan temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile 444 ve 469 nolu parsellere ilişkin hüküm bölümünün ONANMASINA,
Yukarıda açıklandığı biçimde davaya katılmak isteyen Abdurrahman Keçeli'nin isteğinin mahkemece değerlendirilmesi, taraf delilleri karşısında katılmak isteyenin de delillerinin toplanılması, ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 467 ve 472 sayılı parsellere yönelik hüküm bölümünün BOZULMASINA, Bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/i maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy