(743 S. K. m. 639)
Dava: Mücahit ile Hazine ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair K Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 05.02.2001 gün ve 148/12 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Karayolları Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mücahit , dava konusu 111 ada 156 parsel numarası altında Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmaz üzerindeki zilyetliği babasından devraldığını, babasıyla birlikte 30 yılı aşkın zilyetliği olduğunu, daha önce açtığı davayı takipsiz bıraktığından işlemden kaldırıldığını açıklayarak 25000 m2'lik bölümünün tapu kaydının iptali ile adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle edinme şartlarının gerçekleşmediğini bildirmiş davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne 10000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kısmının davalı Hazineye ait 156 parselden iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm Hazine vekili ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 156 parsel 351.895,37 m2 yüzölçümünde hali arazi vasfıyla Hazine adına 15.10.1992 tarihinde tespit edilmiş, tutanak 30.01.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Davacının bu yere ilişkin olarak açmış olduğu tescil davası K Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/185 esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmüş, 12.07.1988 tarihinde takip edilmediğinden işlemden kaldırılmıştır.
Yerel mahkeme, davacının gerek 1987/185 esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılan keşifte ve gerekse görülmekte olan dava sırasında dinlenen tanık beyanlarından 20 yılı aşkın zilyetliği bulunduğu sonucuna vararak 156 parselin 10000 m2'lik kısmının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar vermiştir. Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayanmaktadır.
Dava konusu taşınmaz 351.895,37 m2 yüzölçümündeki büyük bir taşınmazın belirli bir kısmını ihtiva etmektedir. Davacının delil olarak dayandığı ve Hazinenin hasım olarak gösterilmediği MK.nun 639. maddesine dayalı tescil davası sırasında dinlenen ziraat teknisyeni bilirkişi 11.07.1988 tarihli raporunda; taşınmaz üzerindeki mer'a bitkilerinden, toprağın yapısından hareketle dava konusu yerin mer'adan bozulmuş olduğu kanaatini açıklamıştır. Bilirkişi tescil talep edilen yerin civarının mer'a olduğunu açıklayarak, o tarihte kadastro görmemiş olan 156 parselin tamamını da mer'a olarak nitelendirmiştir. Davacının delil olarak dayandığı dosyadaki zirai bilirkişinin beyanı ile mahkemece keşfe götürülen Ziraat Teknisyeni Bilirkişi raporları arasında bu anlamda çelişki bulunmaktadır. Bu bilirkişi mer'a vasfı ile ilgili bilgi vermezken arazinin 15-20 yıldır zilyet edildiğini açıklayarak, zilyetlikle iktisap için gerekli olan iktisabi zamanaşımı süresini net bir biçimde ifade edememiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu önceki raporla çelişkili olup yetersizdir. Taşınmazın niteliği üzerinde tam bir araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; dava konusu parselin mer'a niteliği üzerinde durmak ve ayrıca, taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek nitelikte bir yer olup olmadığı hususunda araştırma yapmaktır. Bu maksatla, dava konusu 156 parselin çevresinde bulunan taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanakları belgeler getirtilip keşif mahallinde uygulanmalı ve dava konusu taşınmaz yönünü ne şekilde okuduğu belirlenmelidir. Her ne kadar kadastro sırasında taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına yazılmışsa da taşınmazın mer'a özelliği gösterdiği zirai bilirkişi tarafından açıklandığına göre, taşınmazın bu niteliği üzerinde de durulmalıdır.
Bu maksatla, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde tahsisli mer'a bulunup bulunmadığı noktasında araştırma yapılmalı, dava konusu parselin kadim mer'a özelliğinde olup olmadığı da belirlenmelidir. Hükme esas alınan ziraatçı bilirkişi raporu yetersiz ve önceki bilirkişi raporuyla çelişkili bulunduğundan her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ve taşınmazın niteliğinin tam olarak açıklığa kavuşturulması için ehil bir ziraat mühendisi marifetiyle mahallinde keşif yapılıp rapor alındıktan ve dosyadaki eksiklikler tamamlandıktan sonra toplanan delillere göre hüküm verilmelidir.
Sonuç: Davalı Hazine vekili ile Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 4.960.000.-lira peşin harcın istek halinde Karayolları Genel Müdürlüğü'ne iadesine 30.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy