(3402 S. K. m. 14)
Dava: Adil Çağırma ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Yüksekova Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.09.2002 gün ve 84/167 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 186 ada 53 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, 1967 yılından itibaren yerleşim yeri haline getirilen bu yerin aynı ada 1 ile 61 parsellerle bir bütün olup öncesi itibariyle dere yatağı olduğu, Toprak Tevzi Komisyonunca paftasında dere yatağı olarak belirtildiği, zilyedlik ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile kazanılmayacak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 20.05.1998 tarihinde arsa niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesinde iş bu parsel üzerindeki tek katlı kagir ev Nebi oğlu Adil Çağırma'ya aittir denilmek suretiyle tespit edildiği açıklanmıştır.
Davacı taşınmazın öncesi itibariyle Alaaddin Kesici isimli kişiye ait olduğunu onun satış ve devri ile babası Nebi'ye babasının da 1984 yılındaki bağış ve devri ile kendisine geçtiğini ileri sürerek eklemeli 20 yıldan fazla kazanmayı sağlayan zilyedlik nedeniyle tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı, miras bırakanı ve satıcısının zilyedliğinden haber vermişler, ziraatçı uzman bilirkişi taşınmaz üzerinde yer alan mesken dışında sınırlarında 20-25 yaşlarında kavak ağaçlarının bulunduğunu, öncesi itibariyle kültür arazisi niteliğinde, jeolog uzman bilirkişi Yıldırım Onay tarafından düzenlenen 17.05.2002 günlü raporda da dava konusu yerin Büyük çayın aktif yatağından 100-120 m uzaklıkta 3-3.5 m. de yüksek kotta bulunduğu bu nedenle derenin yatağı dışında kalan üzerindeki yapılaşmalar ve ziraai faaliyet nedeniyle de uzun süreden beri kullanılan bir yer olduğunu bildirmiştir. Dava konusu yer 4753 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca kurulan Toprak Tevzi Komisyonunca dere yatağı olarak belirtme dışı bırakılmış ise de, dava nedeniyle dinlenen uzman bilirkişiler raporlarındaki açıklamalar karşısında taşınmazın derenin aktif yatağı ve etkisi dışında kalan bir yer olduğu belirlenmiş bulunduğuna, sınırında yer alan 50 ve 51 parsellerde Kadastro Mahkemesine başka kimseler adına tapuya tescil edildiğine göre davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının kimliğine ait bilgiler dosya içeriğinden anlaşılmadığı gibi karar başlığında da gösterilmemiş ise de, bu hususun infaz sırasında Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilmesi mümkün bulunduğuna göre bozma sebebi yapılmamıştır.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 sayılı kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy