(3402 S. K. m. 7)
Dava: Hasan ile Hazine aralarındaki dava hakkında A 3.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 13.11.2001 tarih ve 88-1013 sayılı hükmün Dairenin 04.11.2002 gün ve 5367-7997 sayılı ilâmiyle bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece bozulmuştu. Davacı vekili tarafından süresinde verilen 24.1.2003 günlü karar düzeltme dilekçesi ile bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasını istemiştir.
Dava konusu taşınmaz kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bozmada özet olarak taşınmazın bulunduğu Başköy çalışma alanında kadastro çalışmalarının 1963 ile 1978 yılları arasında yapıldığı ve bu işlemlere ait paftaların 20.12.1978 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten dava konusu parselin Hazine adına tespit edildiği 1996 tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle bozma sevk edilmiştir. Karar düzeltme dilekçesinde taşınmazın 1978 yılından önce tespit dışı bırakıldığı ileri sürülmüştür. Paftadan dava konusu taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığı belirlenmemiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca daha önce çalışma yapıldığını, bu çalışmalar sırasında tapuya tescil edilen taşınmazların kayıt malikleri adına tespit edildiğini, toprak komisyonunca tapuya kayıt edilmeyen taşınmazlarında tespit dışı bırakıldığını bildirmiştir. Esasen ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 18.7.2000 günlü raporda da 7 nolu toprak komisyonu tarafından bu yerde faaliyet gösterildiği, tapuya tescil ve dağıtım işlemlerinin yapıldığı açıklanmıştır. Bu durumda taşınmazın hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre paftasında gösterilmesi ile tespit dışı bırakılma işlemi tamamlanmış sayılır. Paftaların daha sonra askıya çıkarılması veya kesinleştirilmesi tespit dışı bırakılma tarihini göstermez. Somut olayda; güçlük arz eden yön taşınmazın bulunduğu çalışma alanında 1963 ve 1978 tarihleri arasında kadastro faaliyetlerinin sürdürülmüş olmasından kaynaklanmaktadır. Dava konusu yerlerin bu zaman dilimi içerisinde hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Uyuşmazlığın düğüm noktası burada toplanmaktadır. Her ne kadar geri çevirme yazısında bu çalışma alanına ait birleşik pafta getirtilerek tespit dışı bırakılma tarihinin belirlenmesi amaçlanmış ise de, paftaya göre tespit dışı bırakılma tarihinin kesin olarak belirlenmesi mümkün olmamıştır. Bu yön gözönünde tutularak 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kurulan Tevzi Komisyonunca düzenlenen pafta ve dağıtım haritasının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden, genel kadastroca düzenlenen bu yöreye ait birleşik paftanın Tapu Sicil Müdürlüğünden istenerek dosya arasına konulması, bu paftalar üzerinde dava konusu taşınmazın yerinin ve konumunun belirlenmesi, komşu parsellere ait belgelerden de yararlanmak suretiyle tespit dışı bırakılma tarihinin belirlenmesine çalışılması, tespit dışı bırakılma tarihinin kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten kadastro tespit tarihine kadar kazanma koşulları ve süresinin geçip geçmediğinin gözönünde tutulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması yerinde görülmemiştir.
Bundan ayrı taşınmazın bulunduğu yerde Toprak Komisyonunca faaliyet gösterildiği ormancı bilirkişi tarafından raporunda açıklandığına ve davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde ileri sürmüş bulunduğuna göre paftası eklenmek suretiyle dava konusu yerin toprak komisyonunca belirtilip belirtilmediği, belirtilmiş ise Hazine veya başka kimse adına tapuya tescil edilip edilmediğinin sorulması, buna ait belgelerin eksiksiz olarak getirtilip dosya arasına konulması, tapuya bağlanmış bir yer ise kazanılmayacağının düşünülmesi, komisyon çalışmaları sırasında belirtilmeyen bir yer ise yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken 1978 yılında tespit dışı bırakıldığı, o tarihten Hazine adına tespit edildiği tarihe kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle hükmün bozulmuş olması hataya dayanmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile BOZULMASINA 29.5.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy