(1086 S. K. m. 388/2)
Dava: M. ile H. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair D. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 03.12.2002 gün ve 60/248 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı M. , 660 ve 678 parsellerin tapu kayıtlarının 1/4 oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında kurulan 03.05.1967 tarihli ortaklık sözleşmesinin feshi için açılan davanın 20.12.2000 gün ve 112/325 esas ve karar ile açılmamış sayılmasına karar verildiği, aynı konuda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı M. tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası D Kadastro Mahkemesinin Yargıtay'ca düzeltilerek onanan 29.11.2001 gün 47/40 esas ve karar sayılı görevsizlik kararına dayanılarak Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir. Davacı M. 03.05.1967 günlü ortaklık sözleşmesi uyarınca 368 ve 370 parsellerin tapu kayıtlarının l/4 pay oranında iptal ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Dosya içeriğine göre M. davacı, kayıt maliklerinin mirasçıları olan H. ve arkadaşları da davalı mevkiinde bulunan kimselerdir. Mahkemece Kadastro Mahkemesi kararındaki yazım dikkate alınarak davacı ile davalıların yerleri değiştirilmiş, davalı H. ve arkadaşları davacı, M. 'e müdahil davacı olarak gösterilmiştir. HUMK. nun 388. maddesinin 2. fıkrasına göre kararın tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini kapsayacağı belirtilmiştir. Somut olayda; davacı ve davalıların konumları değiştirilerek karar başlığında yazılı şekilde gösterilmiş olmaları usulün anılan hükmüne aykırıdır.
İşin esasına gelince: Az yukarıda açıklandığı üzere, davacı M. 03.05.1967 tarihinde kurulan adi ortaklık sözleşmesi uyarınca iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tarihi açıklanan ortaklık sözleşmesinin feshi için daha önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve bağlantı nedeniyle Kadastro Mahkemesine devredilen dava dosyası, yenilik doğuracak nitelikte istek içermesi nedeniyle Kadastro Mahkemesince ayırma kararı sonucu D Asliye Hukuk Mahkemesinin en son 2000/112 esas numarasını almış ve takip edilmeme nedeniyle 20.12.2000 gün ve 112/325 esas ve karar sayılı hükümle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Adi ortaklık sözleşmesinin feshi davasının devamı sırasında dava konusu parseller hakkında D Kadastro Mahkemesine açılan tespite itiraz davasına şimdiki davanın davacısı M. katılmış, davada taraf durumunu almış, 29.11.2001 gün 47/40 sayılı hükümle dava konusu parsellerin H. ve Z. adına tesciline, M. 'in isteği hakkında herhangi bir karar verilmemesi üzerine hükmün temyizi sonucu Yüksek Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 07.02.2002 gün 1322/639 esas ve karar sayılı ilamıyla aynen davacı M. 'in 03.05.1967 tarihli sözleşmeye dayanan davası yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine sözcüklerinin ilave edilmek suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekli ile onanmasına karar verilmiştir. Davacı M. düzeltilerek onanan Kadastro Mahkemesi hükmü üzerine eldeki bu davayı yürütmüştür. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 3.5.1967 günlü adi ortaklık sözleşmesi hakkındaki davanın takip edilmeme nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği göz önünde tutularak hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı M. vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy