(6831 S. K. m. 2)
Dava: İsmail Genç ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Antalya 3. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.10.2002 gün ve 1231/952 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu parsellere ait kadastro tutanaklarında, 1970 yılında Gaziler Köyü'nde kadastro çalışmalarının yapıldığı sırada orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, daha sonra nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldığı, Mustafa Oğlu İsmail Genç'in zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 26.10.1988 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği anlaşılmıştır.
Davacı, tespitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrike ilişkin belgelere göre dava konusu parseller 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı içerisine alınmış ve 1952 yılında 5650 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edilmiş, 1982 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybıyla orman dışına çıkarıldığı belirlenmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan dava konusu yerlerin 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar-ihya edilmesi kazanmayı sağlar.
Ancak, dava konusu taşınmazın bulunduğu Gaziler Köyü çalışma alanında kadastro çalışmaları dava konusu taşınmazların tutanaklarına göre 1970 yılında yapılmış ve taşınmazlar tespit dışı bırakılmıştır. Bu durumda, dava konusu taşınmazların hangi tarihte tespit dışı bırakıldığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Dairemizin ve Yargıtay HGK'nun yerleşmiş uygulamalarına göre, bir yerin paftasında gösterildiği tarih tespit dışı bırakıldığı tarihtir. İşte bu tarihin kesin olarak belirlenebilmesi için dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait paftanın Kadastro Müdürlüğünden istenilerek dosya arasına konulması, dava konusu taşınmazların ne zaman ve ne nitelikte tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, dava konusu yerlerin paftalar üzerindeki yeri ve konumunun belirlenmesine çalışılması, bu belirlenemediği takdirde ilk tesis kadastrosuna göre dava konusu taşınmazlara en yakın komşu parseller tespit edilerek bunlara ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, bunlardan yararlanılması, gerekirse pafta ve komşu parsellere ait belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması, tespit dışı bırakılma tarihi kesin olarak belirlendikten sonra o tarihten kadastro tespit tarihine kadar kazanma koşulları ve süresinin geçip geçmediğinin gözönünde tutulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu yönden yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu husus üzerinde durulması, hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğuyla 21.04.2003 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
Uyuşmazlık konusu olan taşınmazlar 1944 tarihli orman tahdit haritasına göre tahdit içindedir. Bu saha, daha sonraki bir tarihte (1950'li yıllarda) makilik alan olarak belirlenmiş, bilahare 6831 sayılı Orman Yasasının değişik 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman dışına çıkarılmıştır. Makiye tefrik işlemi taşınmazın orman olma niteliğini değiştirmez. Taşınmaz, orman olma özelliğini 2/B işleminin yapıldığı tarihe kadar korur ve korumalıdır. Aksi halde; bu yerin anılan Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman tahdidi dışına çıkarılmasına gerek kalmazdı.
6831 sayılı Orman Yasasının 2/B ve aynı Yasanın 11. maddelerine göre yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılan yerler kanunlar uyarınca Hazineye geçer ve Hazine adına tespit ve tescil edilir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 18. maddesinde öngörüldüğü üzere, kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerdeki zilyetlik kişiye iktisap bahşetmez.
Yukarıda da değinildiği üzere; makiye tefrik işlemi taşınmazın orman olma niteliğini değiştirmez. Taşınmaz bu halde dahi orman toprağı sayılır. Nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarma işlemi ilk kez 1744 sayılı Yasa ile getirilmiştir. Eldeki davada (somut olayda) uyuşmazlık konusu taşınmazlar 2/B maddesi uyarınca yapılan işlemin gerçekleştiği tarihe kadar ormandır. 2/B işlemi ile bu yer Hazineye geçer. Kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerdeki zilyetlik kişi ya da kişiler yararına iktisap sağlamaz. Bu yerler zilyetlik ya da imar-ihya yolu ile de kazanılamaz. Dava reddedilmelidir. Daire çoğunluğunun düşüncelerine bu nedenle katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy