(3402 S. K. m. 17)
Dava: A. ile Belediye Başkanlığı ve Hazine aralarındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının reddine dair G. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 22.10.2002 gün ve 184/301 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı A., uyuşmazlık konusu 16 ada 15 parsele ait tapu kaydının kısmen iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı A. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosya arasında bulunan tutanağa göre; nizalı 16 ada 15 parsel sayılı taşınmaz 15.03.1982 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında kumluk niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, kamulaştırma nedeniyle davalı G. Belediyesi adına hükmen tapuya tescil edilmiştir. Davacı 40 yıllık zilyetlik ve imar-ihya olgusuna dayanarak bu yere ait tapu kaydının kısmen iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Dairemizin 24.04.2001 Tarih, 2001/1337 Esas, 2001/3295 sayılı bozma kararı ile davacının tanıklarının dinlenmesi ve 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi hükmüne uygun imar ihya araştırması ve incelemesi yapılması gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş, mahallinde keşif yapılıp mahalli bilirkişi ve tanık dinlenmiştir. Bilirkişi ve tanık ifadelerinde, zilyetliğin 40-45 sene öncesine dayandığını açıklayıp imar ve ihya faaliyeti ile ilgili tafsilatlı beyanda bulunmuşlardır. Zirai Bilirkişi de taşınmazın tarımsal faaliyetlerde kullanılmasının ülke ekonomisi açısından verimli olacağı kanaatini açıklamıştır. Yerel mahkeme davayı 3402 sayılı Kanunun 17.maddesine göre, taşınmaz belediye hudutları içerisinde kaldığından ve belediye tarafından kamulaştırılmak suretiyle kazanıldığından bahisle reddetmiştir.
Yerel mahkeme, davacı yönünden herhangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadığına, taşınmazın Belediye imar alanı içine alındığı tarihe kadar geçen imar ihya faaliyetlerine ve zilyetlik süresine değer vermediği gibi, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına kumluk niteliğiyle tespit edilmesi üzerinde de durmamıştır.
Taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi bakımından uzman jeolog bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılarak niteliğinin kesin olarak belirlenmesi, belirlenecek bu niteliğine göre zilyetlik ya da imar-ihya olgusuyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının mahkemece tartışılıp değerlendirilmesi, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide davacının dava konusu ettiği yerin kamulaştırılan alan içinde kaldığı açıklandığına göre bu hususun uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Yukarıda belirtilen noksanlıklar yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı A. 'ın temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy