(3402 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 440, 442) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Saffet Hoyraz ve Bayram Çelik ile Hazine aralarındaki dava hakkında Antalya 6. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 16.04.2002 tarih ve 761/412 sayılı hükmün Dairenin 24.02.2003 gün ve 655/1015 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Hazine vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kabulüne ilişkin hüküm, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Dairece oyçokluğu ile onanmıştı. Davalı Hazine vekili süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesi ile onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, 1970 yılında Gaziler Köyünün kadastro çalışmalarının yapıldığı sırada orman sınırlama hattının içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı, daha sonra nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarıldığı, belirtilerek 21.10.1988 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, Davacılar tespitten önceki imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ormancı bilirkişi raporu, sınırlama ve makiye tefrikine ilişkin belgelere göre dava konusu parsel, 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında sınırlama hattı içerisine alınmış ve 1952 yılında 5653 sayılı Kanun hükümleri uyarınca makiye tefrik edilmiş, 1982 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi hükmü uyarınca nitelik kaybı sebebi ile orman dışına çıkarıldığı belirlenmiştir. Kesinleşmiş sınırlama hattı içerisinde kalan dava konusu yerin 1952 yılında Maki Tefrik Komisyonunca makiye tefrik edilmek suretiyle ormanla bağlantısı kesilmiş olmaktadır. Bu nedenle orman sayılmayan bir yerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında imar ve ihya edilmesi kazanmayı sağlar. Taşınmazın bulunduğu yerde ilk defa 1963 yılında kadastro çalışmaları yapılmış, tespit dışı bırakılan taşınmazların kadastrosunun 1992 yılında tamamlandığı Tapu Sicil Müdürlüğünce bildirilmiştir. Geri çevirme yazısı üzerine Kadastro Müdürlüğünce verilen 01.11.2002 günlü karşılık yazıda; Gaziler Köyü çalışma alanında 1 il 298 parsellerin bulunduğu yerde 1963 yılında kadastro çalışmalarına başlandığı ve kadastro çalışmalarının aynı sene tamamlanarak 16.09.1970 ile 15.10.1970 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı bildirilmiştir. Bu açıklamalara göre dava konusu taşınmaz 1963 yılında tespit dışı bırakılmış olmaktadır. Komşu parsellere ait kadastro tutanaklarında da kadastro çalışmalarının 1963 yılında yapıldığı görülmüştür. Yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu parselin davacılar ve miras bırakanları tarafından imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, o tarihten tespitlerinin yapıldığı 1988 tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduklarını ve böylece kazanma koşullarının oluştuğunu bildirmiş bulunduklarına göre davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Dosya muhtevasına, dava evrakı ile tutanaklar münderecatına ve Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan ve HUMK. nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE ve anılan kanunun 442. maddesi hükmü uyarınca takdiren 86.600.000 lira para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye irad kaydına ve 2588 sayılı kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun l3/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy