(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ümmügülsüm ile Hazine ve müdahil davalı Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ç. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 19.09.2002 gün ve 101/301 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Mehmet mirasçıları temsilcisi vekili, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve davaya katılan Toprak ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 127 ada 32 parsel hakkındaki davanın kabulüne, diğer parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 127 ada 32 parsel, 01.09.1997 tarihinde yapılan toplulaştırma çalışmaları sonunda 238 ada 6 (36) parsel olarak Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 6 parselin esası olan 127 ada 32 parsel ise, 03.05.1965 gün ve 16 numaralı tapu kaydına dayanılarak 09.08.1993 tarihinde tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı miras ortaklığı temsilcisi belirtme tarihinden önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle toplulaştırmadan önceki 32 parselin miktarı göz önünde tutulmak suretiyle 92097-163178 payın tapu kaydının iptali ile Mehmet mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
32 parsele uygulanan dayanak tapu kaydı 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilmiştir. Buna ait belirtmelikte 1945 yılında orta malı meradan elde edildiği belirtilmek suretiyle Hazine adına belirtilmiştir.
Komisyonca düzenlenen paftaya göre çevrede mera toprağı bulunmamaktadır. Komşu köylerden dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar belirtme tarihinden geriye doğru 20 yıla ulaşan kazanma süresinden haber vermişler, mahkemece, dava konusu taşınmazın belirtme tarihinden geriye doğru davacılar tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği, mera olsa dahi belirtmeden geriye doğru davacıların miras bırakanı tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu taşınmazı kapsayan 238 ada 6 parselin öncesi itibariyle mera ise yetkili organlarca niteliği değiştirilmedikçe süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanılması mümkün olmaz. Bu nedenle mahkemenin gerekçesi yerinde değildir. Ancak mera olmayan bir yer ise koşulları oluştuğu takdirde kazanılması söz konusu olabilecektir.
Somut olayda komşu parsellere uygulanan kadastro tutanakları ve komisyonca düzenlenen belirtmelikler mevcutsa dayanak belgeler getirtilip göz önünde tutulmadığı gibi mevcut meradan tahsis edilen 25.11.1963 gün ve 237 numaralı T. Köyü mera norm kararı ve dayanağı bulunan haritada dava konusu taşınmaza uygulanmamıştır.
Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılması, mera norm kararının yöntemine uygun bir biçimde yerlerine uygulanması, mera norm kararı kapsamında kalan bir yer olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir.
Bundan ayrı davacılar adına tespit ve tescil edilen miktarlar bildirilmiş ise de, taşınmazların aynı çalışma alanı içinde olup olmadıkları ve tespitlerinin belgeye dayanıp dayanmadıkları ve miras bırakan M.'den kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. Kadastro Kanununun 14. maddesindeki miktar sınırlandırması bakımından bu husus üzerinde durulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 27.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy