(1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 716)
Dava: Eşref ile Abdulmecit aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kesin hüküm sebebiyle reddine dair D. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 04.12.2002 gün ve 58/76 sayılı hükmün duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş ise de, Duruşma talebinin değer yönünden reddine karar verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Eşref uyuşmazlık konusu taşınmaza ait davalı tapusunun iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalı Abdülmecit, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm sebebiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, D. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/88 esas, 2001/140 karar sayılı hükmü eldeki bu dava bakımından kesin hüküm olarak kabul edilip bu sebeple davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin ret gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Zira, D. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası verilen elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil konulu dava dosyasında; davacı Abdülmecit ve arkadaşları tapu kaydına dayanarak, davalılar Eşref ve Süfyan aleyhine elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil davası açtıkları, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Somut olayda ise, davacı Eşref zilyedlik hukuki nedenine dayanarak davalı tapusunun iptali ile bu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece kesin hüküm kabul edilen D. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/88 esas, 2001/140 karar sayılı kesinleşen dava dosyasında davacılar tapu kaydına dayanarak elatmanın önlenilmesi ve ecrimisil isteminde bulunmuşlar, davalılardan Eşref ise 17.10.2000 havale tarihli dilekçesinde nizalı yerin köy mer'ası oluğunu bildirmiş davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
HUMK.nun 237. maddesi uyarınca kesin hükümden söz edilebilmesi için davanın taraflarının konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Her iki davada dayanılan sebepler birbirinden farklıdır. Bu durumda, kesin hükmün varlığından söz edilemez. Ne var ki; taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen davacı tanıklarından Ziyaettin ile davalı tanıklarından Mustafa yeminli anlatımlarında davacının uyuşmazlık konusu taşınmazdaki zilyetliğinin 3-4 yıl önce başladığını bildirmişlerdir.
Sonuç: Tanık anlatımları karşısında nizalı taşınmazda yeterli zilyetliği bulunmayan davacının davasının bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekir iken kesin hüküm sebebi ile reddedilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru olduğundan , sonucu itibariyle doğru olan hükmün bu gerekçe ile ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000 lira onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 4.090.000 liranın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy