(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Halil ile Hazine, A. Belediye Başkanlığı, Fatma ve Elif aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair H. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 16.l0.2002 gün ve 13/76 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 173 ada 128 parsele ait sınırlandırmanın kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Belediye vekili yargılama oturumlarına katılmış olmalarına karşın herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 128 parsele ait kadastro tutanağında, aynı ada 75 ve 95 parsellere uygulanan 1937 tarih 396 ve 397 tahrir numaralı vergi kayıtlarının miktar fazlası olması nedeniyle 20.12.1999 tarihinde köy orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı taşınmazın bir bölümünün miras bırakanı Mehmet den, bazı bölümlerinin de Mehmet S. ve Abdullah'ın satış ve devri ile kendisine geçtiğini, takriben 12 dönüm olan taşınmazın 2 dönümünün adına tespit edilmiş olmasına karşın, geri kalan kısmın mera parseli içerisinde sınırlandırıldığını açıklayarak istekte bulunmuş, davalı olarak gösterilen Mehmet in diğer mirasçıları davacı adına tescil edilmesini istemişlerdir. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kadastro tutanağında geçen 173 ada 75 ve 95 parseller davacının miras bırakanı Mehmet Ali adına kayıtlı bulunan 1937 tarih 397, satıcı Mehmet S.'in miras bırakanı Gülsüm adına kayıtlı aynı tarih 396 tahrir numaralı vergi kayıtlarına dayanılarak tespit edilmiştir. 396 tahrir numaralı vergi kaydının doğu sınırı mera olarak yazılıdır.
Her iki vergi kaydının miktarı kadar yer 75 ve 95 parsel numaraları ile davacı adına tespit edilmiştir. Mera sınırı değişmeye ve genişletmeye elverişli sınırlardan olup, böyle bir sınırı içeren belge miktarı ile geçerlidir. Paftaya göre dava konusu taşınmazın güney doğusunda yer alan 127 ve 126 mera parselleri aynı ada 73 ve 74 parsellerin kayıt miktar fazlası mera olarak sınırlandırılan yerlerdir. 73 ve 74 parsellere uygulanan vergi kayıtları getirtilmemiş olmasına rağmen, tutanaktaki açıklamalara göre bu kayıtlar mera sınırlarını içermektedir. Diğer yönden taşınmazın çevresinde kesinleşmiş orman sınırlandırma haritası ile belirlenen devlet ormanı yer almaktadır. Tüm bu açıklamalar karşısında miktar fazlası olan dava konusu yerin sınırdaki Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan meradan elde edildiğinin kabulü gerekir. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar, bu yerde eylemli mera olmadığını, davacı ve seleflerinin kültür arazisi olarak tasarrufta bulunduğunu bildirmişler ise de, pafta ve kayıtlardaki belirlemeler karşısında takdiri delil niteliğinde bulunan yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmemesi gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy