(3402 S. K. m. 12) (743 S. K. m. 634) (4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Şevket ile İsmail ve müşterekleri, Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü'ne izafeten Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair S. 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.12.2002 gün ve 315/823 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar İsmail ve müşterekleri vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabî olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar İsmail ve müşterekleri vekili ve karşı taraftan Hazine vekili geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 329 parselin 8000 m2'lik bölümünün 40-50 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle, bu sebep yerinde görülmediği takdirde 10.10.1994 günlü harici bağış nedeniyle iptal edilerek vekil edeni adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu yere ait tapu kaydının iptali ile 8000 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 329 parsele ait kadastro tutanağında 30.09.1972 tarihinde belgesizden tarla niteliği ile davalı İsmail ve müşterekleri adına tapuya tescil edilmiş, 30.07.1990 tarihinde tespit kesinleşmiştir. Davacı öncelikle kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tespitten önceki sebep bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Başka bir anlatımla dava konusu parselin tespitinin kesinleştiği tarihten 07.05.2001 dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olmaktadır. Hak düşürücü süre olumsuz dava koşulu olup tüm iddia ve def'ilerden önce gözönünde tutulur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi halinde işin esasına girilmeksizin davanın bu sebeple reddine karar verilmesi gerekir. Harici bağış nedeniyle iptal ve tescil isteğine gelince: Haricen bağışın yapıldığı 10.10.1994 tarihinde dava konusu taşınmaz tapuda kayıtlı bir yerdir. Tapulu bir taşınmazın haricen bağışı MK.nun eski 634, yeni 706., BK.nun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi karşısında hukuken geçersizdir. Dava bu bakımdan da reddedilmelidir. Mahkemece, bu yönler gözönünde tutulmaksızın davalı İsmail ikrarı ve dosya içeriği gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı İsmail ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000.-lira avukatlık ücretinin KDV.'si ile birlikte davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı İsmail ve arkadaşlarına verilmesine ve 540.000.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy