(4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639)
Dava: S. ile Hazine aralarındaki tescil davasının reddine dair K. 3.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 05.03.2002 gün ve 450/103 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1979 ada 5 nolu parselin 4/6 payının kadastro çalışmaları sırasında İtalyan uyruklu K. ve arkadaşları adına tespit ve tescil edildiğini, 1.9.1976 tarihinde tapudaki temlik ile kendisine geçtiğini, 2/6 payın açık bırakıldığını, dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile taşınmazın tümüne zilyet olduğunu ileri sürerek tapuya kayıt edilmeyen 2/6 payın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın niteliği itibariyle diğer kamu kuruluşlarına da husumet yöneltilmesi gerektiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın tapuda kayıtlı bulunduğu, Hazineye husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tescili istenilen taşınmazı kapsayan 1979 ada 5 nolu parsele ait kadastro tutanağında, Teşrini evvel 1306 tarih ve 133/445 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak 2/6 payının İtalyan uyruklu K. karısı ve N. kızı R., 2/6 payı da K. oğlu K. adına tespit, geriye kalan 2/6 pay yönünden de aynen "N. ve M. ve A. tabiyelerini tevsik etmediklerinden herhangi bir muamele vukuunda tabiyelerinin tevsikinden sonra hisseleri miktarları ile birlikte malik sütununa yazılmasına ve bu halin beyanlar sütununda gösterilmesine birlikte karar verildi 26.03.1947" denilmiş, tutanak ve ekleri komisyona havale edilmiş, komisyonca da posta tespiti gibi tescile karar verilmiştir. Tespit edilen 4/6 pay birbirini izleyen tapudaki satışlarla en son 01.09.1976 tarihinde davacı S. adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı vekili, açık bırakılan ve hakkında sicil oluşmayan 2/6 payın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. 2/6 pay açık bırakılmak suretiyle taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş, kesinleştikten sonra sicil oluşmuştur. Davacı vekili, dava tarihinden geriye doğru kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş şekline göre istek tapuya kayıt edilmeyen 2/6 payın MK. nun eski 639/1, yeni 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkin bulunmaktadır. Bu belirleme ve nitelendirmeler göz önünde tutularak taşınmazın sınırında diğer kamu tüzel kişilerine ait herhangi bir yer mevcut ise aynı Kanunun 713/3. fıkrası hükmü uyarınca davanın ilgisi yönünden bu tüzel kişilere yöneltilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, kadastro tutanağında ki açıklamalar göz önünde tutularak kanunlar uyarınca intikal eden yerlerden bulunup bulunmadığının kazanılmasının mümkün olup olmadığının araştırılması, yerel ve gazete ilânlarının yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Mahkemece uyuşmazlık yanlış nitelendirilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 15.760.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy