(2863 S. K. m. 1, 3) (1710 S. K. m. 1)
Dava: Cahit Şahin ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda; 537 parsel hakkındaki davanın kabulüne, 538 parsel yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair Datça Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.03.1997 gün ve 37/36 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 538 parsel hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, 537 parsel hakkındaki davanın ve kabulüne karar verilmesi üzerine hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. 537 parsele ait kadastro tutanağında, belgesizden 23.06.1989 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, beyanlar hanesinde Hüseyin Galip oğlu Cahit Şahin'in tasarrufunda bulunduğu ve parselin sit bölgesi içerisinde kaldığı açıklaması verilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve miras bırakanının 40 seneyi aşkın bir zamandan beri zilyed olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece toplanan deliller gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, 2863 sayılı Kanun hükümleri karşısında yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Kadastro tutanağında da dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığı bildirilmiştir. Geri çevirme yazısı üzerine getirtilen Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının 14.11.1981 gün ve A-3225 sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın ekli listede isimleri yazılı mevkiilerde bulunan sit dereceleri belirlenen alanların içinde kaldığı ve 1710 ve 5805 sayılı Kanunlar uyarınca tesciline karar verildiği belirtilmiştir. Yazıya ekli listede taşınmazın bulunduğu kumyeri mevkiinde Tiriopiyon antik kentinin bulunduğu açıklanmıştır. Bu açıklamalar gözönünde tutularak dava konusu parselin üzerinde yerel, teknik ve arkeolog bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri uyarınca korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarını içerip içermediğinin, koruma alanı olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 537 parsele ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy