(1086 S. K. m. 381, 388)
Dava: T. ile N. ve S. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair U. 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.02.2002 gün ve 562/83 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 114 ada 13 parselde davalıların paylarına ilişkin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı N. ve S., dava konusu taşınmazın kendilerine ait olan ikişer dönümlük bölümlerini davacıya sattıklarını, arta kalan miktar hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davalılar adına kayıtlı bulunan payların kısmen iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında senetsizden 1/4'den 3/4 payın davacı ile davalılar, geriye kalan 1/4 payında davada taraf durumunu almayan F. adına tespit edilmiştir. Davacı, davalıların paylarını 16.10.1983 tarihli senetlerle kendisine satıp devrettiklerini, kadastro tespiti sırasında satışın gözden kaçırılarak davalılar adına tespit edildiğini, paylarına ait kayıtların iptal ve tescilini istemiştir. Davalıların yargılama tutanağına geçen kabul beyanları ve davacının dayandığı aynı tarihli iki adet satış senedinde davalıların taşınmazda sahibi bulundukları ikişer dönümlük yeri satıp devrettikleri açıklanmıştır. Tapu kaydına göre dava konusu parselin yüzölçümü 29800. m2'dir. Mahkemece davalıların sattığı miktarlar esas alınarak bu miktarlara tekabül eden payların iptali ile davacı payına eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre satış ve devre konu miktarların karşılığı olan payların tesciline karar verilmiş olması doğru ise de, kısa kararda iptal ve tescile karar verildiği halde gerekçeli kararda iptal edilmeksizin tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Hükümlerin kurulmasında esas olan kısa karar olup gerekçeli kararın buna göre düzenlenmesi gerekir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki bu uyumsuzluk bozma sebebidir. Bundan ayrı istek olmadığı halde bilirkişinin raporuna yollamada bulunarak kullanmakta oldukları bölümlerin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy