(743 S. K. m. 639)
Dava: Osman ile Hazine ve dahili davalı B. Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ç Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 31.10.2002 gün ve 303/322 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Osman , 142 ada 82 parsele ait sınırlandırmanın iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası Ç. Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine devredilmiştir. Dava konusu parsele ait kadastro tutanağında, aynı ada 33 parsel ile öncesi itibariyle tek parça olarak Durmuş oğlu Osman ...'a ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın bir zamandan beri davasız, aralıksız malik sıfatı ile tasarrufta bulunduğu ve halen zilyetliğinin devam ettiği, 1981 tarihli emlak vergi beyanı kaydında 2 dönüm yüzölçümlü yerin Dursun oğlu Osman adına kayıtlı olduğu göz önünde tutularak kayıt miktar fazlası olarak 15.07.1998 tarihinde köy orta malı mer'a olarak sınırlandırılmıştır. Davacı dava konusu taşınmazı 1990 yılında Yusuf 'tan satın ve devraldığını, eklemeli 20 yıldan fazla kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kadastro tutanağında sözü edilen 2 dönüm yüzölçüme sahip 182 ada 33 parsel emlak beyannamesi ve zilyetliğe dayanarak davacı adına tespit edilmiştir. Mahkemece, tespit sırasında uygulanan emlak beyannameleri getirtilip uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulmamıştır. Temyiz incelemesi aşamasında belgelerin getirtilmesine karar verilmiş, verilen cevapta belgelerin kullanılamaz hale geldiği bu nedenle imha edildiği bildirilmiştir. Bu durumda dava konusu taşınmazın mer'adan elde edilen bir yer olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Paftaya göre dava konusu taşınmazın çevresinde yer alan 81, 83 ve 84 parseller mer'a olarak sınırlandırılan yerlerdir. Kadastro tutanağında yazılı olduğu üzere, emlak beyannamesinde yazılı miktar kadar yer davacı adına tespit ve tescil edildiğine göre miktar fazlası olan kısmın sınırdaki mer'adan elde edildiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki emlak beyannamesinin düzenlendiği tarihten tespit tarihine kadar kazanmayı sağlayan süre de geçmemiştir. Paftadaki bu belirlemeler ve kadastro tutanağındaki açıklamalar karşısında yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmemesi gerekir. Davanın açıklanan nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy