(4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1, 2)
Dava: M. ile Hazine, Ş. Köyü Muhtarlığı ve Orman Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ç. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 22.11.2002 gün ve 100/404 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde mevki ve sınırları yazılı taşınmazların vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi ve Orman İdaresi Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve hüküm fıkrasında sınırları yazılı S. Köyü O. Mevkiinde bulunan 5850 m2 yüz ölçüme sahip taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davacı, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak istekte bulunmuş, mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TMK. nun 713/1.maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için, diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tescili mümkün yerlerden olması gerekir. Somut olayda; kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiş ise de, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden uzman bilirkişiler tarafından alınan raporlar arasında çelişki mevcut olup, mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 07.06.2002 günlü raporda, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu açıklandığı halde, itiraz nedeniyle yapılan 2.keşifte dinlenen bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 21.10.2002 günlü raporda da; taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmıştır.
Taşınmazın bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlandırma çalışmaları yapılmamıştır. Her iki bilirkişi heyeti memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planlarına dayanarak görüş bildirmişlerdir. Az öncede açıklandığı üzere; bilirkişilerin taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yönünden ulaştıkları sonuçlar farklı olmasına rağmen, bu husus üzerinde durulmadığı gibi, bilirkişi kurulu raporunun üstün tutulma sebepleri de açıklanmamıştır. Temyiz incelemesi için Dairemize gönderilen S. O. mevkiinde bulunan aynı taşınmazlarla ilgili tescil davaları yönünden bilirkişi kurulunun vermiş olduğu raporda, bu mevkii de bulunan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu açıklamıştır. (Ç. Asliye Hukuk Mahkemesi 2002/84-350) Belirtildiği üzere başka davalar nedeniyle verilen raporda O. mevkiinin 6831 sayılı Orman Kanununun 1.maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Tüm bu yönler göz önünde tutularak, yeniden uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılmak suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi, yukarıda esas numarası yazılı dava dosyası arasındaki bilirkişi raporu ve aynı yerde açılmış bulunan davalar nedeniyle alınan raporların dikkate alınması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün BOZULMASINA, 16.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy