(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 163, 237) (4721 S. K. m. 713)
Dava: E. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair B. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 25.09.2002 gün ve 35/513 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, 104 ada 35 nolu parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davacının ecrimisil ödediğini, 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik sürelerinin dolmadığını, Hazine adına kayıtlı 1936 tarih 189 tahrir nolu vergi kaydı bulunduğunu ve B. Asliye Hukuk Mahkemesine ait kesinleşen 23.1.2001 tarih ve 2000/227 esas, 2001/11 karar sayılı dosyanın kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, mirasen intikal ve vergi kaydı gibi hukuksal sebeplere dayalı TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Uyuşmazlık konusu 104 ada 35 sayılı parsel, 05.11.1997 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Hazineye ait 1936 tarih 180 tahrir nolu vergi kaydına dayanılarak Maliye Hazinesi adına tespiti yapılmıştır. Kadastro tutanağının edinme sebebinde A. ve M. 'e Maliye Hazinesi tarafından taşınmazın kiraya verildiği açıklanmıştır. Mahkemece Hazineye ait bu vergi kaydına değer verilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Hazine adına vergide kayıtlı bulunan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde kazanılması mümkün olabilir. Davacıların kazanmayı sağlayan zilyetlik süreleri ve koşulları oluşmuş ise; Hazinenin vergi kaydı tek başına kazanmaya engel teşkil etmez. Ne var ki Hazineye ait vergi kaydında "edinme sebebi "yazılı olmadığı halde mahkemece bu husus üzerinde durulmadığı görülmüştür. Bu nedenle vergi kaydının ne sebeple Hazine adına yazıldığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak belirlenmesi gerekmektedir. Öte yandan komşu 104 ada 36 sayılı parsele revizyon gören ve getirtilip dosya arasına konulan ve uygulaması yapılamayan 1936 tarih 192 tahrir nolu vergi kaydının yeniden yapılacak keşifte teknik ve yerel bilirkişi yada bilirkişiler aracılığıyla zemine uygulanması, dava konusu taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiğinin belirlenmesi, açıklanan her iki vergi kaydına göre taşınmazın nitelik açısından kazanmaya elverişli olup olmadığının saptanması, bundan ayrı davacıların dayandığı 1936 tarih 190 tahrir nolu vergi kaydının sabit sınırlı olduğu gözetilerek buna göre kapsamının tayini gerekir.
Hazine savunmasında davacıların Hazineye ecrimisil ödediklerini ileri sürdüğüne ve bu husus tutanağın edinme sebebinde de yer aldığına göre ecrimisile ilişkin tüm belgeler Milli Emlak Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı ya da bu konuda, belgelerin dosyaya sunulması için Hazine vekiline süre ve imkan tanınmalı, ecrimisil ödendiği tarihe kadar davacıların kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetlik sürelerinin dolup dolmadığı ve ecrimisil ödeyenlerin davacılarla olan bağlantıları üzerinde durulmalı kazanma süresinin dolmamış bulunması halinde ise, davanın reddi düşünülmelidir. Bundan başka her ne kadar Hazine vekili kesin hüküm savunmasında bulunmuş ise de, kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen B. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 23.01.2001 tarih 2000/327 esas ve 2001/11 karar sayılı dosyadan davacılar R. mirasçılarının keşif avansını yatırmamaları ve HUMK. nun 163. maddesi gereğince verilen kesin süre nedeniyle davanın reddedildiği anlaşılmıştır. Dava dosyasının davacılarının ise F. mirasçıları olduğu, dosya içinde bulunan F.'ın veraset ilamına göre 1951 yılında öldüğü, taşınmazın R. ve F.in sağlıklarında kendi aralarında yaptıkları taksim sonucu batıdaki (yani dava konusu) yerin F.'e, doğudaki bölümün ise (yani 50 nolu parselin bulunduğu yer) R.'e düştüğü dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edildiğine ve aralarında mirasçılık bağının bu şekilde kesildiği anlaşıldığına göre anılan dosyanın HUMK. nun 237. maddesi anlamında kesin hüküm oluşturmayacağı ve davalı Hazine vekilinin bu yöndeki savunmasının dayanaksız kaldığı saptanmıştır. Aynı şekilde B. Kadastro Mahkemesinin kesinleşen 1999/18-29 esas ve karar sayılı dosyasının tarafları arasında davacılar yer almadıklarına göre kesinleşen bu dosya da kesin hüküm oluşturmaz.
Belirtilen bu somut ve hukuki olgular karşısında gerekli araştırma ve inceleme yapılarak toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy