(1086 S. K. m. 74, 388) (1617 S. K. m. 21, 22) (766 S. K. m. 33) (3402 S. K. m. 14) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Davacı-davalı H.Ali Saç ile davalı-davacı Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılamasında; 510 ada 9 parsel sayılı taşınmazın bu dosyadan ayrılmasına, kısmen reddine ve kısmen de açılmamış sayılmasına dair Develi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 04.03.2003 gün ve 744-101 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi ise; Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.06.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı-davalı vekilleri Avukat Ömer Çimen-Avukat İbrahim Polat Solak ve karşı taraftan davalı-davacı Hazine vekili Avukat Aynur Dadalı geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı-davalı Hacı Ali Saç vekili, 1994/744 esas numaralı dava ile Hazine üzerinde bulunan 512 ada 13, 511 ada 18, 510 ada 9, 520 ada 6 parsellerin, 1995/214 esas numaralı dava ile 520 ada 120 parselin, Hazine ve Yavuz Kaman ile arkadaşları aleyhine açtığı 1995/213 esas numaralı dava ile 511 ada 18 ve 42 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına, davalı-karşı davacı Hazine vekili davacı-davalı Hacı Ali Saç aleyhine açtığı 1995/396 esas numaralı dava ile 512 ada 14 parselin tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, mahkemece dava dosyaları birleştirilmek suretiyle yargılama yapılıp sonuçlandırılmıştır.
Mahkemece, 510 ada 9 parsel hakkındaki davanın tefriki ile ayrı esasa kaydına, 520 ada 6 parsel hakkındaki davanın esas dan reddine, 520 ada 120, 511 ada 18 ve 42, 512 ada 14 parseller hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi üzerine, hüküm davacı - davalı H.Ali Saç vekili ile davalı - karşı davacı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Davacı-davalı Hacı Ali Şaç vekili tarafından 511 ada 18 ve 42 parsellerin tapu kayıtlarının iptal ve tescili için Hazine ve Yavuz Kaman ve arkadaşları aleyhine açtığı 1995/213 esas numaralı davanın davalıları Yavuz Kaman ve arkadaşlarının isimlerinin karar başlığında gösterilmemiş olması HUMK. nun 388. maddesine aykırı olduğu gibi, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin hükmün adı geçenlere tebliğ edilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
İşin esasına gelince: Uyuşmazlık konusu parsellerin kadastro tutanaklarında 512 ada 13 parsel taşlık ve boşluk olması, 511 ada 42 parsel sınırında yer alan 17 ve 18 parsellere uygulanan vergi kaydının miktar fazlası olması, 520 ada 6 ve 120 parsellerde norm fazlası olması nedeniyle Hazine adına, 511 ada 18 parsel vergi kaydı ve zilyetliğe dayanılarak davalı
Yavuz Kaman ve arkadaşlarının miras bırakanı İbrahim Kaman adına, Hazinenin iptal ve tescilini istediği 512 ada 14 parsel de miras, taksim ve 20 yıldan fazla eklemeli kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanılarak davacı-davalı Hacı Ali Saç adına tespit edildiği açıklanmıştır.
Davacı-davalı Hacı Ali Saç vekili, 23.02.1995 günlü yargılama oturumunda 1994/744 esas nolu dava dosyası üzerinden iptal ve tescilini istediği 520 ada 6 parsel dışında kalan diğer parseller hakkındaki davayı takip etmeyeceğini bildirmiş, bunu takip eden yargılama oturumunda davalı Hazine vekili de davacı vekilinin beyanına katıldığını bildirmiştir. 1995/214 - 1995/213 ve Hazinenin açmış olduğu 1995/396 esas numaralı dava dosyaları, davacı vekilinin bu beyanının alındığı 23.2.1995 tarihinden sonra açılmış ve bağlantı nedeniyle birleştirilmiştir. Mahkemece birleştirilen dava dosyalarının açılması tarihinden önce alınan davacı vekilinin 520 ada 6 parsel dışında kalan 512 ada 13, 511 ada 18 ve 510 ada 19 parseller hakkındaki beyanının daha sonra açılan dava dosyalarını da içine alacak şekilde yorumlanması ve bu parseller hakkındaki davalarında takip edilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması doğru değildir. Davacı-davalı Hacı Ali Saç vekilinin 520 ada 120, 511 ada 42 parseller hakkındaki davayı takip etmeyeceğini bildirmemiş bulunduğuna göre, tarafların iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
520 ada 6 parsele ilişkin davacı Hacı Ali Saç vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Kadastro tutanağına göre, 20009 m2 yüzölçüme sahip taşınmaz 25 seneyi aşkın bir zamandan beri Halil oğlu Bekir Çardakbaşı'nın davasız, aralıksız malik sıfatı ile zilyedliğinde iken 11.10.1975 tarihinde Ziya oğlu Hacı Ali Saç'a sattığı onunda aynı koşullar altında zilyed bulunduğu, ancak fiili işgal durumuna göre tahdidin yapıldığı ve yine iş bu parselin 20 dönüm fazlası olduğu açıklanarak 1617 sayılı Ön Tedbirler Kanunun 21 ve 22. maddeleri uyarınca miktar fazlası 120 parsel ile numaralandırılarak ifrazen Maliye Hazinesi adına iş bu 6 parselinde alıcısı Hacı Ali Saç adına 9.9.1982 tarihinde tarla niteliği ile tesbitine, tutanak ve eklerinin komisyona tevdiine karar verilmiş, komisyonca yapılan inceleme sonunda 1617 sayılı Ön Tedbirler Kanunun 21. ve 22. maddeleri gözönünde tutularak bir kişinin iktisabının senetsiz olarak bir taşınmazda 20 dönümü ve o bölgenin tamamında 50 dönümü geçemeyeceğine ve Hacı Ali Saç'da bu taşınmazın haricen satın almışsa da senetsiz edindiği taşınmazı bulunduğu ve vergi kaydına rastlanılmadığı açıklanarak 6 parselinde Hazine adına tesbitine, Yusuf Ziya oğlu Hacı Ali Saç'ın zilyed olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine 14.12.1984 tarihinde karar verilmiştir.
Davacı vekili, tesbitten önceki kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar davacı ve satıcısının tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile bu yere zilyed olduklarını bildirmişler, mahkemece gerekçe gösterilmeksizin iktisap genişliği gözönünde tutularak bu parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir. 6 parsele ait tespit 1617 sayılı Ön Tedbirler Kanunu ile değişik 766 sayılı Tapulama Kanunun 33. maddesi hükmü gözönünde tutularak yapılmıştır. Gerçekten de anılan maddeyle, zilyedin bir taşınmazın 20 dönümü ve aynı kadastro bölgesinde toplam olarak 50 dönüm yer kazanabileceği hüküm altına alınmıştı. 10.,10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesi hükmü ile kazanma limitleri değiştirilerek ve zilyed lehine genişletilerek zilyedin aynı çalışma alanı içerisinde vergi kaydı gibi bir belge olmaksızın kazanabileceği toprak suluda 40 , kuru toprakta 100 dönümle sınırlandırılmıştır.
Tapu Sicil Müdürlüğünün karşılık yazısındaki bilgilere göre aynı çalışma alanı içerisinde 26.7.1972 tarihinden sonra davacı adına 150 dönüm yer tespit edildiği bildirilmiş ise de, somut olayda davacı 1977 ile 1979 ve 1980 ile 1982 yılları arasında vermiş olduğu vergi kayıtları ve kazanmayı sağlayan zilyedliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının bildirdiği dönemlere ait vergi kayıtları getirtilmiş, 1980-1982 dönemine ait 15 dönümlük vergi kaydının dava konusu yere uyduğu yapılan inceleme ile belirlenmiş ise de, vergi kaydının başka bir parsele revizyon görüp görmediği, keza kaydın 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesinde yazılı olduğuna göre 31.12.1981 tarihinden önceki döneme ait olup olmadığı araştırılmamıştır. Kadastro Kanunun anılan hükmü gözönünde tutularak 31.12.1981 tarihinden önceki vergi kaydının dava konusu taşınmaza uygulanması, bu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, başka parsele revizyon görüp görmediğinin araştırılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken açıklanan şekilde araştırma ve uygulama yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bunlardan ayrı; davacı Hacı Ali Saç vekili, 512 ada 13 parselinde tapu kaydının iptal ve tescilini istediği halde mahkemece, bu parsel hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı-davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; kadastro tutanağına göre 512 ada 14 parsel miras, taksim ve zilyedlik nedeniyle davalı-davacı Hacı Ali Saç adına tespit edilmiştir. Az öncede açıklandığı üzere Hazine vekili, açmış olduğu davayı takip etmeyeceğini veya müracaata bıraktığını bildirmediği halde mahkemece, Hazinenin davasının da açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması kanuna aykırıdır. HUMK. nun 74. maddesi hükmü uyarınca hakim tarafların istek ve beyanları ile bağlıdır. Davacı Hazinenin isteği olmadan açmış olduğu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Hazine vekilinin temyiz itirazları da bu nedenle yerinde görülmüştür.
Sonuç: Davacı-davalı Hacı Ali Saç vekilinin 512 ada 13, 511 ada 18, 520 ada 6, 520 ada 120 ve 511 ada 42 parsellere ilişen temyiz itirazları, karşı davacı - davalı Hazine vekilinin 512 ada 14 parsele yöneltmiş olduğu temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile bu parsellere ilişkin hüküm bölümlerinin BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 275.000.000 TL. avukatlık ücretinin KDV. si ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya, aynı şekilde 275000000 TL. avukatlık ücretinin KDV. ile birlikte Hacı Ali Saç'tan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine ve 7.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy