(3402 S. K. m. 14/3-A) (1086 S. K. m. 237)
Dava: M. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair B. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 19.02.2003 gün ve 41-65 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar : Davacı M., uyuşmazlık konusu 215 parsele ait Hazine tapusunun kısmen iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, muris babası adına kayıtlı bulunan 1936 tarih ve 2 numaralı vergi kaydına dayanarak M. mevkiinde bulunan Hazineye ait 215 parselin kısmen iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davacının babası M. 'in aynı parsel hakkında B. Kadastro Mahkemesine açtığı 1995/5 esas ve 1995/28 karar sayılı hükmün eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dosya arasında bulunan ve Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle kesinleşen B. Kadastro Mahkemesinin 09.11.1995 gün, 1995/5 esas, 1995/28 karar sayılı hükmü eldeki dava bakımından kesin hüküm kabul edilerek dava reddedilmiş ise de, yerel mahkemenin ret gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Zira davacının babası ile Hazine arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında davacının babası herhangi bir belgeye dayanmamış, kazanmayı sağlayan 20 yıllık zilyetliğe istinaden iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
Kadastro mahkemesi davacının belgesizden 100 dönümden fazla yer edindiğinden bahisle 3402 sayılı Kanunun 14/1.maddesine göre davayı reddetmiştir. Somut olayda ise, davacı murisi babasına ait 1936 tarih 2 numaralı vergi kaydına dayanarak eldeki davayı açmıştır. 3402 sayılı Kanunun14/3-A maddesine göre davacı ayrıca vergi kaydına istinaden de 3402 sayılı Kanunun 14/1. fıkra kapsamı dışında da yer iktisap edebilir. HUMK. nun 237.maddesi uyarınca, kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların, dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Somut olayda; davacı,3402 sayılı Kanunun 14/3-A kapsamında babasına ait vergi kaydına dayanarak eldeki davayı açtığına göre, Kadastro Mahkemesinin, belgesizden zilyetlikle iktisap için getirilen 100 dönümlük sınırlama nedeniyle redde ilişkin hükmünü eldeki dava bakımından kesin hüküm olarak kabul edip bu sebeple davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı, 1936 tarih 2 hesap numaralı vergi kaydına dayandığına göre, taşınmaz başında yapılacak keşifte söz konusu vergi kaydı yöntemine uygun şekilde yerine uygulanarak dava konusu taşınmazın vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığının kesin olarak araştırılıp belirlenmesi gerekir. Her ne kadar taşınmaz başında yapılan keşifte 1936 tarih 14 tahrir ve 2 hesap numaralı vergi kaydı yerine uygulanmış ve söz konusu vergi kaydının nizalı taşınmaza uymadığı açıklanmış ise de, keşifte uygulanan vergi kaydı davacının dayandığı vergi kaydı olmayıp B mevkiinde bulunan 1936 tarih 14 tahrir ve 2 hesap numaralı vergi kaydıdır. Davacı, bu vergi kaydına dayanmamış M. mevkiinde bulunan 1936 tarih 2 tahrir ve 2 hesap numaralı vergi kaydına dayanmıştır. Her iki vergi kaydının tarih ve hesap numaraları aynı olup sınırları ve mevkileri farklı yerlere ait bulunmaktadır. Bu bakımdan davacının dayandığı ve M. mevkiinde bulunan 1936 tarih 2 tahrir ve 2 hesap numaralı vergi kaydının taşınmaz başında yapılacak keşifte yerine uygulanarak nizalı taşınmazın bu vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığının araştırılıp belirlenmesi, davacının dayandığı bu vergi kaydının başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin merciinden sorulup belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir.
Sonuç: Davacı M. in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan 7.880.000 lira harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, bozmada oybirliği ile sebebinde oyçokluğu ile 22.05.2003 tarihinde karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy