(1086 S. K. m. 237)
Dava: Niyazi ile Mevlüt aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Y Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.03.2003 gün ve 189/35 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, uyuşmazlık konusu 214 ada 39 parsele ait tapu kaydının iptal edilerek vekil edeni Niyazi'nin murisi Ulviye'nin tüm mirascıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mevlüt, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili 214 ada 39 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni karısı ve murisi Ulviye'den kaldığını, mirasının taksim edilmediğini, ancak kadastro çalışmaları sırasında davaya konu taşınmazın yanlışlıkla davalı Mevlüt adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Ulviye'ye ait mirascılık belgesindeki paylar oranında tüm mirascılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Y Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/92 esas, 1991/14 karar sayılı hükmü eldeki dava bakımından kesin hüküm sayılarak dava bu nedenle ret edilmiştir.
Dava dosyasının taraflarıyla eldeki davanın tarafları aynı kişilerdir. Bir hükmün HUMK.nun 237. maddesi hükmü uyarınca kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. Davanın, konusu aynı ise de, tarafları ve sebebi farklıdır. Bu nedenle tarih ve sayısı yazılı hüküm eldeki bu dava bakımından kesin hüküm olmaz. Bu açıklamalar karşısında yerel mahkemece davanın kesin hüküm sebebiyle reddedilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır. Ne var ki; mahkemece kesin hüküm kabul edilen ve temyiz edilmeksizin kesinleşen Y Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/92 esas, 1991/14 karar sayılı dava dosyasında, dava konusu taşınmazın davacının iddia ettiği gibi murisi ve eşi Ulviye'den kalmadığı, bu yerin öncesinin davacı Niyazi'ye ait olup, 11.05.1980 tarihli senetle davalı Mevlüt'e satıp zilyetliğini devrettiği, satışın yapıldığı tarihte taşınmazın tapusuz olduğu, 1980 yılından bu yana taşınmazın davalı Mevlüt'ün zilyetliğinde bulunduğu anlaşılmış, davacının açtığı elatmanın önlenilmesi davası reddedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Y Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ve temyiz edilmeksizin kesinleşen hükmü eldeki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmemekle birlikte güçlü delil olarak kabul edilmek gerekir. Davacının açtığı iptal ve tescil davasının güçlü delil sebebi ile reddine karar verilmesi gerekir iken kesin hüküm sebebiyle reddedilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru olduğundan,
Sonuç: Sonucu itibariyle doğru olan hükmün bu gerekçeyle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 7.880.000 lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 29.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy