(1086 S. K. m. 163, 258, 259)
Dava: Kemal ile İsmet ve Saffet aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair S. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 15.07.2002 gün ve 70/649 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1282, 1283 ve 1284 sayılı parsellerin tarafların miras bırakanları Rıfat' tan kaldığını, tapulama sırasında 1282 ve 1283 nolu parsellerin davalı İsmet'in, 1284 parsel sayılı taşınmazın ise davalı Saffet'in zilyedinde bulundukları gerekçesiyle adlarına tespitlerin yapıldığını açıklayarak, anılan parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile murisin veraset ilâmındaki payları oranında vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Saffet vekili, vekil edeninin 1284 nolu parselin maliki olmadığını öncelikle davanın husumet yokluğundan, diğer davalı İsmet vekili ise, 1284 nolu taşınmazın muristen kaldığını, diğer parsellerin ise zaten vekil edenine ait olduğunu bildirerek davanın esastan reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, 02.05.2002 tarihli yargılama oturumunda keşif yapılması için davacı vekiline kesin süre verildiğini, keşif masraflarının yatırılmadığı, bu nedenle keşif yapılmadığı gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ortak miras bırakanlarından intikal ve miras paylarına dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazların babaları Rıfat'tan kaldığını bildirerek, payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dosyaya sunulan veraset ilâmından, tarafların Rıfat'ın mirasçıları (çocukları) olduğu, iki mirasçısının da dava dışında kaldıkları anlaşılmaktadır. 16.08.1982 yılında 766 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan tapulamada; 49 nolu iskân kaydı dayanak yapılarak 1282 ve 1283 sayılı parseller Arif oğlu İsmet, 1284 nolu parsel ise Arif oğlu Süleyman adlarına yapılan tespitler sonucu tapular oluşmuştur.
22.06.2000 tarihinde yapılan keşifte dinlenen davacı tanıkları taşınmazların babaları Rıfat'tan kaldığını, Rüstem isimli bir kişiden satın aldığını açıklamışlardır. Öte yandan aynı keşifte davacı vekili, tarafların babasının isminin Rıfat olduğu halde, dava konusu parsellerin tapulama tutanaklarında ve tapu kayıtlarında Arif, davalı İsmet'in soyadının da D. yerine E. yazıldığını, bu nedenle isim ve soy isim düzeltilmesi davası açacağını bildirmiştir.
Bundan ayrı, davacı vekili yargılama sırasında 01.08.2000 tarihinde 1282 ve 1283 sayılı parsellerin tapuda el değiştirmeleri üzerine 16.04.2001 günlü dilekçesinde ve aynı tarihli yargılama oturumunda HUMK. nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını bedel yönünde kullanacağını ifade etmiştir. Tüm bunlara karşın mahkemece bu konularda davacı vekiline süre ve imkan tanınmamıştır. Davalılar vekili ise, 29.11.2001 günlü yargılama oturumunda dinlenen tanığının tekrar keşifte dinlenmesini istediğini bildirmiştir. Ancak mahkeme 02.05.2002 günlü ara kararı ile keşfin yapılması ve keşif giderlerinin yatırılması için davacı vekiline kesin süre vermiştir. Keşfin ne için, kimin için ve hangi konularda yapılması gerektiği, ya da kimlerin tanıklarının dinleneceği hususunda bir gerekçe gösterilmediği gibi, verilen ara kararında HUMK. nun 258 ve 259. maddeleri uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerine çağırılmaları ve dinlenmeleri için gerekli davetiye ve gidere de yer verilmemiştir. Bu husus HUMK. nun 163. maddesinin ruhuna aykırı bulunmaktadır.
Kesin sürenin; hakkın düşümüne yol açabilmesi için mahkemece ara kararında, keşfe gidecek mahkeme heyeti yolluğu toplamı, teknik ve uzman bilirkişilerin adları ve ücretleri, ne şekilde refakate alınacakları, vasıta ücreti, yerel bilirkişi ve tanıklarının çağırılmaları için yeterli davetiye ve posta gideri toplamı açık bir şekilde, kalem kalem belirtilmelidir.
Sözü edilen ara kararında bu bilgilerin tümünün yer aldığı söylenemez. O halde verilen hüküm usul ve kanuna aykırı olduğundan öncelikle, davacı vekiline tapuda baba adı ve soyadı düzeltilmesi davası açması için uygun süre ve imkan tanınması, dava açtığı takdirde sonucunun beklenmesi, yapılacak keşfin hangi konuda ve ne için yapılmak istendiği hususunda gerekçe gösterilmesine çalışılması ve ondan sonra toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir. Bundan başka 1284 nolu parsele ilişkin davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Çünkü tapu iptali ve tescil davalarında husumet gerçek malike (tapu malikine) yöneltilir. Davalı Saffet 1284 sayılı parselin kayden maliki olmadığı ve bu parsel tapuda Süleyman adına kayıtlı bulunduğu anlaşıldığına göre, Saffet hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, dava retle sonuçlanmış bulunduğundan sonucu itibariyle doğru bulunan Saffet'e yönelik 1284 nolu parselle ilgili hüküm bölümünün ONANMASINA,
Sonuç: Davacı vekilinin 1282 ve 1283 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazları ise yerinde bulunduğundan kabulü ile bu parsellere ilişkin hüküm bölümünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 7.900.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 12.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy