(4721 S. K. m. 640)
Dava: Baki ve müşterekleri, müdahil davacı Ahmet ile Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Ö. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair K. 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 12.11.2002 gün ve 166/506 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, kömür havzası sınırları içerisinde kalması nedeniyle tespit dışı bırakılan 932 parselin Kasım mirasçıları arasındaki bağış ve pay durumu göz önünde tutularak tapuya tesciline, davaya katılan Ahmet kendisinin de mirasçı olduğunu ileri sürerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile tescile itiraz davacısı Orman Genel Müdürlüğü vekili davanın reddine, dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, 11613.78 m2 bölümün orman niteliği ile Hazine adına, geriye kalan 8278.76 m2 yerin Kasım mirasçıları adına iştirak halinde ve kısmen Hazine ile müşterek mülkiyet hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın 1982 yılında ölen Kasım'dan kaldığı ileri sürüldüğüne ve taksim hakkında bir açıklamada bulunulmadığına miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği ile mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna göre davacılar ile davaya katılan Ahmet dışında kalan diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya olurlarının alınmak suretiyle davaya katılmalarının sağlanması, ya da TMK. nun 640. maddesi uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle onun huzuru ile davaya devam olunması gerekirken dava koşulu gözetilmeden ve yerine getirilmeden uyuşmazlığın esasına girilmiş olması doğru değildir.
İşin esasına gelince: Tescil konusu 932 parsel olarak tespit edildiği ileri sürülmüş ise de, kadastro tutanağı dosya arasında bulunmamaktadır. 19.08.1985 gün ve 122 numaralı Kadastro Komisyonu kararı ile 18890 m2 yüz ölçüme sahip 932 parselin kadastro harici bırakılmasına karar verilmiştir. Davacılar dava konusu taşınmazın kendileri ile miras bırakanları Kasım tarafından dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunulduğunu, davacılardan Baki bir kısım mirasçıların paylarının da kendisine bağışlandığını ileri sürerek bağış durumu gözetilmek suretiyle mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve dava konusu taşınmazın davacılar ile miras bırakanları Kasım tarafından koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği belirlendiğine göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Davaya karşı koyan Orman İdaresi Temsilcisi 01.11.1999 günlü dilekçesinde tescil konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırlandırma hattının içerisinde kalan ve orman sayılan yerlerden olduğunu, davacıların tescil isteğinin reddi ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca yapılan orman sınırlandırmasına ilişkin kadastro harita ve tutanakları getirtilmeden ormancı bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılmıştır. Ormancı bilirkişi, memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümün orman sayılan, B harfi ile gösterilen bölümün de orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamıştır. Bir yerde yetkili orman kadastro komisyonlarınca yapılmış ve kesinleşmiş orman sınırlandırması mevcut ise taşınmazın kesinleşmiş sınırlandırma harita ve tutanaklarına göre çözüme kavuşturulması gerekir. Sınırlandırmaya ait harita ve tutanaklar getirtilmeden memleket haritası, amenajman ve hava fotoğraflarına göre taşınmazın kısmen orman, kısmen de orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Yukarıda açıklandığı üzere dava koşulu yerine getirildikten sonra sınırlandırmaya ait harita ve tutanakların getirtilip yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanması, kabulüne karar verilen taşınmaz bölümünün 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, bu hususta ormancı bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, orman sayılan ve sayılmayan yerlerin teknik bilirkişi tarafından miktarları belirtilmek suretiyle krokisine işaret edilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 30.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy