(3402 S. K. m. 17) (766 S. K. m. 37)
Dava: Hakkı, Sabri ve müşterekleri ile Hazine, D. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair D. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.04.2002 gün ve 220-151 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar Sabri ve müşterekleri vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla,dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, S. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/227 ve 1976/777 esas ve karar sayılı kesinleşen hükmü ile tesbit dışı bırakılan 4850 m2 yerin imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyedlik nedeniyle vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Belediye vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümü yukarıda esas ve karar numarası yazılı S. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.9.1977 tarihinde kesinleşen kararı ile tespit dışı bırakılmıştır. Hükmen tesbit dışı bırakılan bir yer kesinleşme tarihinden itibaren kanunda belirtilen koşullar altında imar ve ihya edilip tasarruf edildiği takdirde kazanılması mümkün olabilir. Yukarıda esas numarası yazılı dava nedeniyle toplanan deliller ve dosya içeriğine göre taşınmazın imar ve ihya edildiği belirlenmiş ise de, o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunun 37. maddesi ile imar ve ihya yasaklanmış olması nedeniyle davacılar adına tespiti mümkün olmamıştır. Davacılar 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesi ile imar ve ihya yolu ile kazanma imkanının getirildiğini ve taşınmaza halen zilyed olduklarını açıklayarak tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Bir yerin ihya yolu ile kazanılması için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın imar planı içerisinde bulunmayan yerlerden olması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesinin son fıkrası hükmü ile İl, İlçe ve Kasabaların imar planının kapsadığı alanın içinde kalan taşınmaz malların ihya yolu ile kazanılması yasaklanmıştır. Taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunun yürürlük tarihinden önce ihya edilmiş olması sonucu değiştirmez. Mahkemece, Belediye sınırları dahilinde bulunan taşınmazların zilyedlik yolu ile kazanılamayacağı ve kararda tarihi sayısı yazılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme kararı gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, hüküm redde ilişkin olup yukarıda belirtilen açıklamalar karşısında sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 4.960.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 2.920.000.-liranın temyiz edenden alınmasına, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy