(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14)
Dava: Muharrem ile Hazine ve N. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair P. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 31.03.2003 gün ve 82/221 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın A. çayının yatağı ve Narlı kum ocağı işletme sahası içerisinde kaldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmada özet olarak tescil konusu taşınmazın hangi tarihte A. çayının etkisinden kurtulduğunun belirlenmesi için bu yörede kadastroca düzenlenen orijinal paftaların Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilerek yerinin paftada işaretlenmesi, K. barajının yapımının hangi tarihte başladığının, sınırında yer alan kanallar DSİ. ye ait ise hangi tarihte yapıldığının DSİ. den sorulması, taşınmazın A. çayının etkisi altından kurtulduğu tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin ve taşınmazın kum ocağı işletme sahası içinde kalıp kalmadığının araştırılıp belirlenmesine gereğine işaret edilmişti. DSİ. tarafından verilen cevaplarda taşınmazın bulunduğu yerde kamulaştırma işleminin yapılmadığı bildirilmiştir. Kanal taşınmaz sınır teşkil ediyor, arada herhangi bir boşluk yok ise TMK. nun 713/3. fıkrası hükmü göz önünde tutularak davanın DSİ. ye yöneltilmesi, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin sorulması gerekmektedir. Bozmadan önce dinlenen jeolog bilirkişi dava konusu taşınmazın A. çayı yatağından 950-1000 m. Kadar uzaklıkta 4-5 m. kot'a sahip bulunduğunu ve K. barajı yapılmadan önce A. çayının taşkın alanı iken barajın yapılması nedeniyle taşkın alanı olmaktan kurtulduğunu ve kültür arazisi niteliğini aldığını bildirmiş, yerel bilirkişi ve tanıklarda taşınmazın K.'nın yapıldığı 1970-1971 yılından bu yana kültür arazisi olarak kullanıldığını bildirmişlerdir. Bu açıklamalara göre dava konusu taşınmaz K. barajının yapıldığı tarihten itibaren A. çayının taşkın alanından kurtulmuş bulunmaktadır.
Bozmadan sonra DSİ'den verilen cevapta bu bölgedeki drenaj kanallarının 1971 yılında yapıldığı bildirilmiştir. İdarenin cevabı yazısındaki belgeler yerel bilirkişi ve tanık sözlerini doğrulamaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre bozmanın bu yöne ilişkin gerekleri yerine getirilmiş ise de kum ocağı işletme sahası alanı içinde kalıp kalmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. P Mal Müdürlüğünce 03.03.2003 günlü yazısına ekli olarak 2400 dönümlük Narlı kum ve çakıl ocağı haritası gönderilmiştir. Teknik bilirkişi tarafından verilen 31.03.2003 günlü raporda tescil konusu taşınmazın kum ocağı sınırları dışında kaldığı bildirilmiş ise de, rapor herhangi bir bilgi ve gerekçe içermediği gibi taşınmazın kum ocağı haritasında işaretlenen yeri ile DSİ tarafından gönderilen haritadaki yeri birbirinden farklı olmaktadır. DSİ. tarafından gönderilen haritada taşınmazın drenaj kanalının kırma yaptığı yerden itibaren batısındaki kumluk alanda kaldığı açıklandığı halde, teknik bilirkişi taşınmazın kum ocağı haritasında kumluk saha dışındaki alana isabet ettiğini açıklamıştır. Bu açıklamalar karşısında taşınmazın kum ocağı sahası içinde kalıp kalmadığı hususunda duraksama hasıl olmuştur. Bu husus göz önünde tutularak harita ve jeoloji mühendisleriyle fen elemanından oluşan bir bilirkişi heyeti ve mahalli bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmak suretiyle tescil konusu taşınmazın DSİ. ve Hazinece dosyaya sunulan haritalardaki belgelere göre yerinin kesin olarak belirlenmesi, kum ve çakıl ocağı sahasında kalıp kalmadığının belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy