(3402 S. K. m. 14)
Dava: Muammer ve H. Hüseyin ile Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Y. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 30.12.2002 gün ve 180/516 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 257 ada 7 parselin tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Y. Belediye Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
257 ada 7 parsele ait kadastro tutanağında, 13.02.1952 gün ve 81 numaralı tapu kaydına dayanılarak 16.04.1986 tarihinde bağ niteliği ile Yalvaç Belediye tüzel kişiliği adına tespit edilmiş ve tutanak 28.08.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar dava konusu taşınmazın Y Belediyesince 05.03.1952 tarih ve 14 numaralı tapu kaydı ile amcaları Süleyman'a onunda, 05.03.1952 gün ve 22 numaralı tapudaki satışı ile miras bırakanı ve babaları Basri'ye temlik edilip sicil oluştuğunu, kadastro tespiti sırasında tapudaki satış ve devirlerin gözden kaçırılarak Belediye adına tespit edildiği, tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişler, kayıt maliki H. Basri'nin mirasçılık belgesinde isimleri geçen diğer mirasçıları açılmış bulunan davaya olurlarını bildirmek suretiyle davacılar adına tescilini istemişlerdir. 257 ada, 7 parsele uygulanan 13.02.1952 gün 81 nolu tapu kaydı satış ve intikal durumuna göre, davacıların miras bırakanına geçmiştir. Kadastro sırasında intikal durumu gözden kaçırılarak tedavül kaydı uyarınca Belediye adına tapuya tescil edilmiş olması doğru değildir. Başka bir anlatımla mevcut kaydın intikal durumu karşısında Belediye adına kadastro yolu ile oluşturulan tapu kaydı yolsuz bir kayıttır. Dava konusu parsel kadastro yolu ile Belediye adına tapuya tescil edildikten sonra 27.12.2002 tarihinde dava konusu parsel aynı ada 8, 9, 10, 35 ve 42 parsellerle birleştirilerek 1000 ada 1 parsel numarası ile Y Belediyesi adına sicil oluşturulmuştur. Birleştirmeden önceki 257 ada 7 parselin yüzölçümü 1669 m2. olup, 1000 ada 1 parselin yüzölçümü ise 11951.94 m2'dir.
Mahkemece, tapu kaydı göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru ise de, birleştirme sonucu yeni kayıt oluştuğuna göre, iptal ve tescil kararının yeni kayıt üzerinden yapılması gerekirken eski kaydın iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların dava konusu ettiği taşınmaz bölümünün ifrazının mümkün olup olmadığının davalı Belediye Başkanlığı'ndan sorulması, ifrazı mümkün ise bu bölümün teknik bilirkişi marifetiyle krokisinde işaret edilmesi, ona göre hüküm kurulması, ifrazı mümkün değil ise dayanak tapu kaydındaki miktarlar göz önünde tutularak ve oranlama yapılmak suretiyle paylı şekilde iptal ve tescile karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu husus göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Davalı Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 7.880.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy