(3402 S. K. m. 17) (766 S. K. m. 2)
Dava: Cemali Palabıyık ile Hazine ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Antalya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.12.2002 gün ve 1435/1254 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Cemali Palabıyık kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın imar-ihya, kazanmayı sağlayan zilyedlik, miras ve taksim nedeniyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Belediye vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında dava konusu taşınmazın 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca tespit dışı bırakıldığı bildirilmiş, paftasında ve teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide çay yatağı olarak tesbit dışı bırakıldığı açıklanmıştır. Davacı, dava konusu yerin miras bırakan babası tarafından imar ve ihya edildiğini, 1975 yılında ölümü üzerine yapılan taksimle kendisine isabet ettiğini, dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu iddia etmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın davacının babası tarafından taşlık ve çalılıktan ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiğini, 1960 yılından itibaren Boğaçayı seddelerinin yapımına başlandığını, 1976 yılında davacı tarafından kapama nar bahçesi haline getirildiğini, ziraatçı uzman bilirkişi imar ve ihyası yapılmış kültür arazisi niteliğinde bulunan bir yer olduğunu, ormancı bilirkişi 1941 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden, jeolog uzman bilirkişide dava konusu yerin 200 m. güneyinde DSİ. tarafından yapılan ıslah çalışmaları sırasında Boğa çayı seddelerinin yapıldığını, seddelerin yapımından sonra çayın taşkın alanı dışında kaldığını, Boğa çayının eski yatağı içerisinde kaldığını bildirmiştir. Mahkemece toplanan deliller gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Tescil konusu taşınmazın Boğa çayının eski yatağı olduğu Kadastro paftasındaki bilgiler ve teknik ve jeolog bilirkişi raporlarındaki açıklamalardan anlaşılmıştır. Bu tür yerler kural olarak devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup çayın aktif yatağı ve etkisi altından kurtulduğu tarihten itibaren kanunda belirtilen diğer kazanma koşullarının oluşması halinde kazanılması mümkün olabilir. Somut olayda, taşınmazın hangi tarihte Boğa çayının taşkın alanı ve etkisi altından kurtulduğu araştırılmamıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar sedde çalışmalarının 1960 yılından itibaren başladığını bildirmişlerdir. Bu açıklamalar gözönünde tutularak DSİ. tarafından ıslah çalışmalarının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise buna ait proje ve belgelerin getirtilmesi, ıslah çalışmalarının hangi tarihte bitirildiğinin belirlenmesi, ondan sonra bu tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçip geçmediğinin araştırılıp belirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu taşınmaz Konyaaltı Belediye Başkanlığı sınırları içinde bulunan bir yerdir. Davacı imar-ihya olgusuna dayanmış olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrası hükmüne göre Belediye imar planları kapsamında kalan yerler ihya yolu ile kazanılamaz. Somut olayda dava konusu taşınmazın 30.07.1998 tarihinde onanarak kesinleşen imar planı içinde kaldığı bildirilmiştir. Bu durumda taşınmazın imar planı içerisine alınma tarihine kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, temyiz incelemesi için birlikte gönderilen Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan 2000/1042 esas nolu dava dosyasındaki bilgilerden düzenlenen imar planının idari yargı yerinde iptal edildiği, taşınmazın imar alanı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Anılan dosyadaki bilgiler gözönünde tutularak taşınmazın imar planı içinde kalıp kalmadığı hususunun kesin olarak belirlenmesi, Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinin son fıkrasındaki koşulun gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 23.700.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlerden Konyaaltı Belediye Başkanlığına iadesine 26.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy