(3402 S. K. m. 14)
Dava: Döndü ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair A. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 06.02.2003 gün ve 137/16 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Döndü, uyuşmazlık konusu 128 ada 11 parsele ait Hazine tapusunun kısmen iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, miras yoluyla intikal ve eklemeli zilyetliğe dayanarak uyuşmazlık konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptal edilerek adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Mahkemece, taşınmazın eğimi, bitki örtüsü ve toprak yapısı nazara alınarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan tutanağa göre; uyuşmazlık konusu 128 ada 11 parsel sayılı taşınmaz 29.08.1996 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, tapu kaydı bu şekilde oluşmuştur. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının ve kocasının 40 yıllık zilyetliğinden söz etmişler, ziraatçı bilirkişi, Ziraat Teknisyeni tarafından tanzim edilen raporda ise; taşınmazın 47200 m2'lik bölümünün buğday ekili olduğu ve tarım yapıldığı, 26900 m2'lik alanın ise boş olup üzerinde herhangi bir zirai ekim ve dikim yapılmadığı, bu bölümün % 30 meyile sahip olduğu açıklanmıştır. Dava konusu taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenebilmesi ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığının anlaşılabilmesi için taşınmaza komşu dava dışı 9, 10, 18, 27, 15, 14, 16 ve 17 parsellere ait kadastro tutanakları ile varsa dayanağı olan belgelerin getirtilip yerine uygulanarak gelen kayıt ve belgelerin nizalı taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiğinin belirlenmesine çalışılması, davacı bakımından 3402 sayılı Yasanın 14.maddesinde öngörülen şekilde miktar sınırlandırması yönünden gereken araştırmanın yapılması gerekir. Bundan ayrı, taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi taşınmazın orta yerinden yol geçtiğini bildirdiğine göre, söz konusu yolun niteliği üzerinde durulması, yolun kadim ve umumi yol olup olmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup belirlenmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir.
Sonuç: Davacı Döndü vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 7.880.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 26.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy