(4721 S. K. m. 713/2)
Dava: Halil ve Fatma, müdahil davacı Murat ile Hazine ve Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair V. 2. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 21.11.2002 gün ve 316/540 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ve Belediye Başkanlığı vekili ile müdahil davacı Murat taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edenleri adlarına, davaya katılan Murat dava konusu taşınmazın kendisi ile davacı Halil adına tapuya tesciline, karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Halil in davasının vazgeçme nedeniyle, davaya katılan Murat'ın isteğinin kanıtlanmaması nedeniyle reddine, dava konusu taşınmazın 11495 m2. lik bölümünün davacı Fatma adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili ile davaya katılan Murat ve davalı Belediye vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava V Belediye Başkanlığı'na yöneltilmiş ise de, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 31.05.2001 günlü krokili raporda taşınmazın B. Köyü çalışma alanında bulunduğu açıklanmış, hüküm fıkrasında da B. Köyünde bulunan taşınmazın davacı Fatma adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Taşınmazın B. Köyü çalışma alanında bulunduğu belirtildiğine ve mahkemece de kabul edildiğine göre TMK. nun 713/2. maddesi hükmü nazara alınarak davanın ilgisi yönünden B. Köyü tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmamış olması doğru görülmemiştir.
İşin esasına gelince; Davacılar 30-40 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, daha sonra davacı Halil eşi davacı Fatma lehine davadan vazgeçerek taşınmazın tümünün Fatma adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davaya katılan Murat 'da dava konusu taşınmazın davacı Fatma ile ilgisinin bulunmadığını, kendisi ile davacı Halil'e ait olduğunu ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacı Halil ve Fatma'ya ait olduğunu, dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduklarını bildirmişlerdir. Davaya katılan Murat dava dilekçesinin tebliğine rağmen yargılama oturumlarına katılmamış, delil göstermemiş ve davasını kanıtlamamıştır. Davaya katılan Murat'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine ve Belediye vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokiye göre dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece tescil konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığı araştırılmadığı gibi komşu parsellerin oluşumuna esas olan V Kadastro Mahkemesi'nin 1989/3 ve 1990/265 esas ve karar numaralı dava dosyası getirtilip uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulmamıştır.
Yukarıda belirtilen açıklamalar karşısında öncelikle davanın B. Köyü tüzel kişiliğine yöneltilmesi, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin tespiti, taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve niteliğinin belirlenmesi, o tarihteki niteliğine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, komşu parsellere ait belgeler ve hüküm dosyasına göre niteliğinin belirlenmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine ve Belediye vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 23.500.000 lira peşin harcın istek halinde Hazine dışındaki temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 30.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy