(4721 S. K. m. 713) (766 S. K. m. 2)
Dava: S. ile H. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair A. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 29.01.2003 gün ve 201-13 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.07.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili ve karşı taraftan davacı vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Salih vekili, davalıların miras bırakanı Zeynel ile diğer müşterekleri adına paylı olarak kayıtlı bulunan dava konusu yerin 5000 m2'sine tekabül eden Zeynel tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece 25491,94 m2 yüzölçümlü taşınmazdaki Zeynel'in ½ payının 4476.30 m2'lik kısmının iptali ile davacı Salih adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin dilekçesi yeteri kadar açık değildir. Davacının dava konusu edilen taşınmazın 5000 m2'lik bölümünün mü yoksa bu miktarın karşılığı olan Zeynel'in payının kısmen iptal ve tescili istenildiği hususunda duraksama hasıl olmuştur. Bu husus üzerinde durularak davacıya iddiasının açıklattırılması, pay iptalinin istenilmesi halinde davanın, şimdiki davalılara karşı yürütülmesi, taşınmazın 5000 m2'lik bölümünün istenmesi söz konusu ise, o takdirde diğer 1/2 pay maliklerine karşı bağımsız iptal ve tescil davası açmak üzere süre ve imkan tanınması, dava açıldığı takdirde birleştirilmesinin düşünülmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 5024 parselin oluşumu: 1979 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz 766 sayılı Tapulama Kanununun 2.maddesi hükmü uyarınca, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle tespit dışı bırakıldıktan sonra davalıların miras bırakanı ve kayıt maliki Zeynel'in 28.04.1988 tarihinde Hazine ve D Belediye Başkanlığı aleyhine MK. nun eski 639/1.maddesine dayalı olarak açtığı tescil davasının yapılan yargılaması sonunda 19.06.1990 gün, 163/169 sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiş, Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 18.06.1991 tarihinde onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın 04.02.1992 tarihinde kesinleşmiş ve bu hükme dayanarak 18.01.1994 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. 16.07.1981 tarihinde Aysın ve arkadaşlarının kayıt malikinin mirasçıları aleyhine açtıkları tapu iptali ve tescil davası sonunda 21.05.1998 gün, 109/64 esas ve karar sayılı hükümle dava konusu parselin ½ payının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı vekili dava konusu taşınmazın 5000 m2'lik bölümünün 04.04.1990 tarihinde Zeynel tarafından vekil edenine satılıp devredildiğini, açıklayarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. 04.04.1990 günlü satış ve devir dava konusu taşınmazı kapsayan ana taşınmazın henüz tapuya kayıtlı bulunmadığı, tescil davasının açıldığı dönemde yapılmış bulunmaktadır. Tapusuz bir taşınmazın satış ve devri ile mülkiyeti alıcısına geçer.
Satış ve devir olgusu kanıtlandığına ve 04.04.1990 tarihinde davacıya teslim edildiğine göre, toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön yok ise de, hüküm kuruluşu itibariyle duraksama ve infaza da güçlük yaratacak niteliktedir. Davacı Zeynel'in 1/2 payına isabet eden 5000 m2'lik bölüme ait kaydın iptal ve tescilini istediği halde, mahkemece 1/2 payın 4476.30 m2'lik bölümünün iptal ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm bu nedenle kanuna aykırı olarak tesis edilmiştir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000.-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine ve 7.880.000.- lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 08.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy