(4721 S. K. m. 706) (743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Nedim ile Şükrü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair K. 1. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 07.02.2003 gün ve 691/77 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.07.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili ve karşı taraftan davalı vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 509 parsel kapsamında kalan dava konusu 75 m2'lik yeri davacının davalı Şükrü'den 1993 yılında 22.000.000 lira karşılığında satın ve devraldığını açıklayarak bu yere ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, bu isteği yerine getirilmediği taktirde satış parasının dava tarihindeki değerinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 07.06.2002 günlü yargılama oturumunda tescili istenilen taşınmaz bölümünü davacıya vermeye hazır olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın imar planı dışında, kaldığı ifrazının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle iptal ve tescil isteğinin reddine, bilirkişi incelemesi ile belirlenen 296.412.376 liranın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 18.11.1963 tarihinde hükmen tapuya tescil edildikten sonra intikal ve taksim sonucu 12.12.2000 tarihinde l/2 payı Şükrü, geriye kalan l/2 payı Ali adına tapuya tescil edilmiştir. Dava 75 m2 yerin tapu kaydının iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Taşınmaz davalı Şükrü ile davada taraf durumunu almayan Ali adına paylı olarak kayıtlı bulunduğuna göre davanın diğer kayıt malikine de yöneltilmesi gerekirken, sadece Şükrü'nün davalı olarak gösterilmiş olması doğru değil ise de, dava redde ilişkin olup sonucu itibariyle doğru görüldüğünden bu yön bozma sebebi yapılmamıştır.
Harici satışın yapıldığı 1993 tarihinde 509 parsel tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri MK. nun eski 634, yeni 706, BK.213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümleri karşısında geçersizdir. Her ne kadar davalı vekili 07.06.2002 günlü oturumda dava konusu edilen taşınmazın tapusunu vermeye hazır olduklarını bildirmiş ise de, beyanı davayı kabul niteliğinde olmayıp satış olgusunu doğrulayan bir beyan olup ayrıca usulüne uygun olarak ta tutanağa geçirilmemiştir. Kamu düzenine aykırı olmadıkça kabul beyanı geçerli kabul edilip uyuşmazlığın buna göre çözüme kavuşturulması gerekir ise de, somut olayda usulüne uygun alınmış bir kabul beyanı bulunmadığına ve taşınmazın ifrazının mümkün olmadığı bildirildiğine göre tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön görülmemiştir. Davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının REDDİNE,
Tazminat isteğine gelince: Davacı vekili kademeli istekte bulunmuştur. Tescil isteği yerinde görülmediği takdirde satış parasının dava tarihindeki değerine hükmedilmesini istemiştir. Bu durumda 22.000.000 lira satış parasının uyarlama kuralları uyarınca dava tarihindeki değerinin belirlenip bu miktara hükmedilmesi gerekir. 13.05.2002 tarihinde yapılan keşifte dinlenen teknik bilirkişi arsa niteliğinde bulunan taşınmazın 22.000.000 lira satış parasının dava tarihinde ulaştığı değerin 1.685.420.000 lira olduğunu bildirmiş, bu miktarın davalı tarafın itirazına uğraması üzerine ikinci keşifte dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi satış parasının dava tarihindeki karşılığının 296.412.375 lira olduğunu açıklamıştır. Taşınmaz imar planı dışında kalmış olmasına rağmen tüm belediye hizmetlerinin götürüldüğü, yerleşim alanına yakın bulunduğu TEFE endeksleri gözönünde tutularak belirlenen l.685.420.000 liranın satış parasını karşıladığı belirlendiği halde, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu gözetilerek yazılı miktara hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün tazminata ilişkin bölümünün açıklanan nedenle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 275.000.000 lira Avukatlık ücretinin KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 08.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy