(4721 S. K. m. 713/4-5) (3083 S. K. m. 1)
Dava: Ahmet ile Hazine ve Y. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair S. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 23.01.2003 gün ve 981/38 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Ahmet, dava dilekçesinde yeri ve sınırları gösterilen 3 parça taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiş, 21.11.2000 tarihli yargılama oturumunda 2 parça taşınmaz hakkındaki davayı takip etmeyeceğini bildirmiş, sadece 713 parselin kuzey yönünde bulunan yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, nizalı taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma noksandır. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokiye göre; kabulüne karar verilen taşınmazın kuzey sınırından yol geçtiği görülmektedir. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi bu yolun eski Ayaş-Ankara yolu olduğunu ifade etmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın kuzey yönünde yer alan yolun Devlet karayolu olup olmadığının yöntemine uygun şekilde araştırılıp belirlenmesi, Devlet karayolu olduğunun anlaşılması halinde MK. nun 713/3 fıkrası hükmü göz önünde tutularak davanın ilgisi yönünden Karayolları İdaresine yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanılması, varsa kamulaştırma harita ve eklerinin getirtilip yerine uygulanarak taşınmazın Devlet karayoluna göre konumunun belirlenmesi, taşınmazın tapuda kayıtlı olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, 3083 sayılı Kanun uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının DSİ ve Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, TMK. nun 713/4 ve 5 maddesinde öngörülen şekilde yerel ve gazete ilânlarının yapılması ondan sonra işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir. Bundan ayrı, gerek davacının gerek davalılardan Hazine vekilinin talepleri üzerine uyuşmazlık konusu olan 2 parça taşınmaz hakkındaki davanın 21.11.2000 günlü yargılama oturumunda işlemden kaldırılmasına karar verildiğine süresinde yenilenmediğine göre bu taşınmazlar hakkındaki davanın da HUMK. nun 409.maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekir iken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Ayrıca dava konusu olan taşınmazın keşifte belirlenen değeri üzerinden Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken harcın davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerekir iken yasal hasım durumunda bulunan Hazinenin harçtan muaf olduğu gerekçesiyle harca hükmedilmemiş olması da doğru değildir. Nitelikleri itibariyle bu tür davalar başarıya ulaştığı takdirde harç ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerekir.
Yukarıda belirtilen noksanlıklar giderilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy