(4721 S. K. m. 713)
Dava: Vahdettin ile Hazine ve davalı-karşı davacı T. Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair O. Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 05.11.2002 gün ve 43-21 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Vahdettin ile davalı-karşı davacı T Köyü Muhtarlığı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Vahdettin, dava dilekçesinde mevki ve sınırları gösterilen taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı-karşı davacı T vekili, harçlandırılmış dilekçesi ile davacının davasının reddine, uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı köy adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın dere yatağı olduğu, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, ayrıca kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacının ve davalı köy vekilinin tescil taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ile davalı köy vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre; davalı-karşı davacı T. Köyü vekilinin uyuşmazlık konusu taşınmazın köy adına tescili isteminin reddedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı köy vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile köy hakkında verilen ret kararının ONANMASINA,
Uyuşmazlık konusu taşınmaz başında yapılan keşiflerde dinlenilen davacı tanıkları, uyuşmazlık konusu olan taşınmazı 1948 ve 1950 yıllarından bu yana davacının babası ve daha sonrada davacının kullandığını, halen davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirtmişler, jeolog bilirkişi Jeoloji Yüksek Mühendisi ise 22.10.1998 tarihli raporunda; dava konusu taşınmazın jeolojik ve toprak yapısı açısından dere yatağı vasfında olmadığını, taşınmazın üzerinde akarsular tarafından taşınmış malzemelerden oluşan alüvyon tabakasının bulunduğunu, zaman içerisinde toprak örtüsünün geliştiğini, taşınmaz üzerinde çeşitli meyve ağaçlarının yer aldığını, bu haliyle ziraat arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiş, ziraatçı bilirkişi Ziraat Mühendisi ise 05.06.2002 günlü raporunda; taşınmaz üzerinde yer alan ağaçlar ile oturmuş toprak yapısı itibariyle en az 20-30 yıldan beri tarımsal faaliyette kullanıldığını, üzerinde yaşları 5 ila 17 arasında değişen muhtelif ağaçların bulunduğunu, diğer bölümlerinde ise çeşitli sebze türlerinin yetiştirildiğini açıklamıştır. Gerek yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına, gerek ziraatçı ve jeolog bilirkişi raporlarına göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup dere yatağı vasfında olmadığı, 1948 ve 1950 yıllarından bu yana davacının babası ile davacı tarafından çeşitli tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı anlaşıldığına göre, davacının davasının kanıtlandığının kabulü gerekir. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçeyle reddedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Vahdettin'in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkemenin davacının davasının reddine ilişkin bölümünün BOZULMASINA ve 7.880.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine ve aşağıda dökümü yazılı davalı-karşı davacı köy muhtarlığına ait 7.880.000.- lira peşin harcın onama harcına mahsubuna, 24.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy