(4721 S. K. m. 713) (743 S. K. m. 639)
Dava: Vehbi Çelik ile Hazine, davalı-karşı davacı Taşlıköy Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Olur Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 05.11.2002 tarih ve 2/23 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı-karşı davacı Taşlıköy Köyü Muhtarlığı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Vehbi Çelik, dava dilekçesinde mevki ve sınırları gösterilen taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı-karşı davacı Taşlıköy Köyü vekili, harçlandırılmış dilekçesi ile davacının davasının reddine, uyuşmazlık konusu taşınmazın davalı köy adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tescil konusu taşınmazın dere yatağı olduğu, bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı, ayrıca kazanmayı sağlayan zilyetliğin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davacının, davalı köy vekilinin tescil taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ile davalı köy vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan delillere ve bütün dosya içeriğine göre; davalı-karşı davacı Taşlıköy Köyü vekilinin uyuşmazlık konusu taşınmazın köy adına tescili isteminin reddedilmiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından davalı köy vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile köy hakkında verilen ret kararının ONANMASINA,
Uyuşmazlık konusu taşınmaz başında yapılan keşiflerde dinlenilen davacı tanıkları, uyuşmazlık konusu olan taşınmazı 1948 ve 1950 yıllarından bu yana davacının babası ve daha sonrada davacının kullandığını, halen davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu belirtmişler, jeolog bilirkişi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ekrem Kalkan ise 22.10.1998 günlü raporunda; dava konusu taşınmazın jeolojik ve toprak yapısı açısından dere yatağı vasfında olmadığını, taşınmazın üzerinde akarsular tarafından taşınmış malzemelerden oluşan alüvyon tabakasının bulunduğunu, zaman içinde toprak örtüsünün geliştiğini, taşınmaz üzerinde çeşitli meyve ağaçlarının yer aldığını, bu haliyle ziraat arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiş, ziraatçı bilirkişi Ziraat mühendisi Ayhan Doğan ise 05.06.2002 tarihli raporunda; taşınmaz üzerinde yer alan ağaçlar ile oturmuş toprak yapısı itibariyle en az 20-30 yıldan beri tarımsal faaliyette kullanıldığı, üzerinde yaşları 5 ila 17 arasında değişen muhtelif ağaçların bulunduğunu, sair bölümlerinde ise çeşitli sebze türlerinin yetiştirildiğini açıklamıştır. Gerek yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarına, gerek ziraatçı ve jeolog bilirkişi raporlarına göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olup dere yatağı vasfında olmadığı, 1948 ve 1950 yıllarından bu yana davacının babası ile davacı tarafından çeşitli tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı anlaşıldığına göre, davacının davasının kanıtlandığının kabulü gerekir. Davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçeyle reddedilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı Vehbi Çelik'in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkemenin davacının davasının reddine ait bölümünün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı köy muhtarlığına ilişkin 7.880.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubuna ve 7.880.000.-lira peşin harcın istem halinde davacıya iadesine 24.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy